Puan vermedi·128 syf.··
2026 9. kitabı
Bence pek güzel bir kitap değildi. Yazarın anlatım dili böyle bir kitaba basit kalmış. Konu iyiydi am yazar işleyememiş diye yorumladım. Pek akıcı değildi. Sonu da daha farklı olabilirdi.
Robi Kurtar BiziFaruk Yıldız · Erdem Çocuk Yayınları · 202454 okunma
Puan vermedi
Nikolay Gogol, dünya edebiyatında kara mizahın, bürokratik hicvin ve insan psikolojisinin en sarsıcı örneklerinden biri olan bu ölümsüz eserinde; küçük bir memurun zihinsel çöküşünü ve deliliğe adım adım teslim oluşunu muazzam bir trajikomik dille anlatıyor. Roman, Çarlık Rusyası’nın o boğucu bürokratik çarkları arasında sıkışmış, 9. dereceden bir memur olan Aksenti İvanoviç Poprişçin’in tuttuğu günlükler üzerinden ilerliyor. Poprişçin; toplumdaki statü farklarını, maruz kaldığı aşağılanmaları ve müdürünün kızına duyduğu imkansız, sınıfsal aşkı hazmedemedikçe gerçek dünyadan kopmaya başlar. Zihninin yarattığı sanrılar, sokaktaki köpeklerin birbiriyle mektuplaştığına inanmasıyla başlar ve İspanya tahtının boş olduğunu duyduğunda kendini "İspanya Kralı" ilan etmesiyle trajik bir zirveye ulaşır. Gogol, bir adamın akıl sağlığını yitirişini anlatırken aslında bireyi ezen, yok sayan ve rütbelere tapan o acımasız toplumsal sistemi, unvan çılgınlığını ve aristokrasinin kibrini amansızca kırbaçlıyor. *Bir Delinin Hatıra Defteri*; okuru bir yandan Poprişçin’in absürt hezeyanlarına güldürürken, diğer yandan onun tımarhanedeki o çaresiz, "Anneciğim, kurtar beni!" haykırışıyla kalbini paramparça eden dâhiyane bir psikolojik ve sosyolojik başyapıttır.
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · İndigo Kitap · 202117,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·168 syf.··
2018 84. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2018 00:00
Ferican İki Mevsim, ismi gibi ayrı duyguları, aynı anda yaşatan bir tarza sahip. İlk sayfalarda olayları anlatan karakterin, kendinden öncesini de yaşamışcasına aynı kalıpla anlatmasını garipsedim. Alışınca son sürat devam etti. Yaşananlar, karakterlerin güzel yansıtılması, okuyucunun kıyıdan köşeden kendisinden bir şeyler bulması, bizden olan sevdiğimiz türkülere yer verilmesi, samimiyeti, sıkmadan akıcı bir şekilde okumamı sağladı. Mirza. Eylül'ün oğlu. Onun gözünden görerek başlıyoruz kurguyu anlamaya, onun hayatındakileri tanımaya. Ailesini anlatıyor bize, her ferdini ayrı ayrı, artıları ve eksileriyle birlikte. Yaşadıkları yerden ayrılmalarına vesile olan olaylar, yabancı olmadığımız, kim bilir kaç kişinin yaşamak zorunda kaldığı hayatları anlatıyor. Sonrasında yeniden hayata tutunma çabaları, aile içi çatışmaları, o çatışmalara rağmen birbirlerine sahip çıkmaları çok güzel işlenmiş. Şubat'ın kızı Pınar dahil oluyor Mirza'nın hayatına. Çocuksu atışmalarla başlayan, birbirlerinden gizledikleri aşkları Mirza'nın itirafından sonra boyut değiştiriyor. Aynı acıları, kayıpları yaşamamak için, hep daha iyi olmalı diye söz veririz ailelerimize. 'Kendini kurtar' derler hani. Bazen bunu yaparken yaşamayı unutuyor muyuz acaba? Bize ait olan ya da ailelerimizin aşıladığı hırslarla yolumuza devam ederken neleri göz göre elimizin tersiyle itiyoruz? Belki bir yere kadar doğru, ama fazlası? Kitabın sonu az çok tahmin edilebilir durumdaydı, yine de çok şaşırdım. Yazarla aynı sonuca varmışız ama gidiş yönlerimiz o kadar farklıydı ki, devam kitabına olan merakım katlandı. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Ferican İki MevsimAdil Güneş · Cinius Yayınları · 201844 okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,080 okunma
Acı
8/10
·136 syf.··
2026 16. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:42
Neyin kimin savaşı bu.. Evlerdeki tenceleri sattıran hatta kızları.. İnsanoğlu sığamadı şu koca dunyaya dar geldı de saldırdı sağa sola yıktı dagıttı yaktı öldürdü. Küçücük kızları. Neden! Yok hiç bir neden yok. Açgözlülük. Yakılan yıkılan dağıtılan harcanan yaralanan kızların bedenleri şimdi hikaye. Vardır belkı daha aramızda ınanmayan. Onları okuyupta karnına yumruk yemıs gıbı kalmayanın ınsanlığından şüphe duymamak elde degıl. İki göz yası döker okur gecerım dıye başladım bu kıtaba, utanıyorum. Göz yaslarım kaskatı kaldı ruhumda. Ağlayamadım bıle. Şimdi bitti ya kitap boğazımda yumrusu kaldı kocaman yutkunamadım bile. Bir belki ne buyukmus kaç kadın sığınmıs ıcıne.. satıldıgımız yurdumuza belkı bir gün döneriz diye.. kadın dıyorum da daha cocuk yüzlü kadınlasmıs mecbur kalmıs kucucuk bedenlerı anlayın siz. Öfkeliyim. En azından yasandı bıttı başka kızlar yasamıyor dıye tesellı edemedım kendimi çünkü biliyorum bitmedi ah bitmedi kızların adları degıstı de hıkayelerı degısmedı. Yıkılasın dunya. Kop ey kıyamet kurtar cocukları. Bizim gücümüz yetmiyor. Açgözlülüğümüz bitmiyor doymuyor bu ınsan doymuyor!
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20242,004 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 00:00
Bu kitabı her elime aldığımda içimde tarif edemediğim bir sızı uyanır; çünkü bilirim ki Bir Delinin Hatıra Defteri, alelade bir çıldırma hikayesi değil, unvanların ve sınıfların insan onurunu nasıl un ufak ettiğinin hikayesidir. Romanın kahramanı Poprişçin, müdürünün odasında sadece kalem yontmakla görevlendirilmiş o dokuzuncu dereceden küçük memur, aslında aklını kaybetmeden çok önce toplumun o kaskatı duvarlarına çarparak ruhunu kaybetmeye başlıyor. Üstü başı eski olduğu, statüsü yetmediği için sürekli aşağılanan, evindeki uşağı Tuva tarafından bile ciddiye alınmayan bu adam, bir de gidip genel müdürün kızı Sophie’ye aşık olduğunda hayat onun için iyice çekilmez bir hal alıyor. Sophie’nin düşürdüğü o dantelli küçük mendili koklayarak avunmaya çalışması, onun o asil dünyasına ait kokularda teselli araması kalbimi sızım sızım sızlatıyor. İşte tam bu kırılma noktasında, o katı ve acımasız gerçeklikle baş edemediği an zihni ona acıyor ve onu korumak için hayal dünyasının kapılarını açıyor. Sophie’nin küçük köpeği Meggy ile bir başka köpeğin birbiriyle mektuplaştığını sanması ve çamurlu sepetlerin içinden o hayali mektupları çalmaya çalışması, aslında o korkunç yalnızlığından ve dışlanmışlığından kaçıp sığınacağı bir rüya arayışından başka bir şey değil. Günlüğündeki tarihlerin yavaş yavaş delirmesi, "Nisanın 43. günü" ya da "Mavi Ayın 1. günü" gibi tuhaf satırlara dönüşmesi, artık bizim dünyamızın kurallarıyla oynamadığının en hüzünlü kanıtı. Kendini İspanya Kralı VII. Ferdinand ilan ettiği, o eski üniformasını kesip biçerek kendine derme çatma bir kral pelerini diktiği o an ise alelade bir delilik şovu değil; onu ezen bu uyduruk sisteme karşı kalbi kırık bir adamın kendi içine kurduğu o gizli krallıkla aldığı en büyük intikamdır. En sonunda __"İspanya’ya
Alıntı
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · İndigo Kitap · 202117,5bin okunma