İkinci Meşrutiyet devrinde işte bu zaruretler içinde toparlanmaya çalışan imparatorluğa bir ideoloji peygamberi lazımdı, öyle ki iktidarın içinde bulunduğu şartları iyi kavramış olacak ve birleştirici bir siyaset felsefenin temellerini atacaktı. İttihatçılar bu peygamberi Ziya Gökalp'ın şahsında buldular. Balkan felaketinden milli mücadelenin sonuna kadar gitgide kuvvetlenen milliyetçilik veya Türkleşmek siyasetinin başında da bir fikir adamı olarak yine o vardı. Zaten milli mücadele adı bile bize hemen millet milliyet milliyetçilik terimlerini hatırlatıyor ve burada ilk akla gelen isim de Ziya Gökalp oluyor. Gerçekten bize milli hareketin neden ibaret bulunduğunu, milliyetçiliğin ne demek olduğunu ilk defa öğreten Ziya Gökalp olmuştur.
Türk milleti bu uzun tarihi boyunca kazandığı bütün gücünü ve tecrübesini birleştirerek Osmanlı İmparatorluğunu kurdu. Bizim tarihimizin bütün evvelki safhaları bu büyük eserin meydana getirilmesi için yapılmış birer prova gibidir. Kurduğumuz bütün devletler Beethoven'ın ilk 8 senfonisi gibi hepsi birbirinden güzel eserler olmuştur; fakat 9. senfoniyi dinleyen bir insan nasıl bütün diğerlerinin müzik tarihindeki en büyük eser için hazırlık gibi olduğu intibaını alırsa, Osmanlı İmparatorluğunu anlayan bir insan da bizim bütün devletlerimizin bu imparatorluk istikametinde birer ön çalışma gibi olduğunu görecektir. Teşkilatçılık, idarecilik, hakimiyet duygusu, adalet ve şefkat, bekar, yiğitlik, fedakarlık ve feragat, manevi derinlik gibi kültürümüzün bütün mümeyyiz vasıfları hiçbir zaman bu devirdeki kadar işlenmiş ve geliştirilmiş değildir.
*İlber Ortaylı (Türklerin Altın Çağı) bu görüşü destekler nitelikte görüş bildirmiştir·Kitabı okudu
Türk münevverlerinin kendi kültürlerine sırt çevirisi karşısında hayrete düşen Yugoslavyalı bir tarihçi bize şöyle demişti : "öyle görünüyor ki Türklerden en son kurtulan siz olduğunuz."
Osmanlı o kadar güçlüdür ki, bugün bağımsız olan Afrika Devletleri, o dönemde Osmanlı tarafından yönetildiklerini bile ileri sürmektedirler. Niçin? Çok açıktır. Demek ki İslam dünyası, Türklerin hanedanı ile aynileşmiştir. Osmanlı imparatorluğu bu açıdan karizmatik bir hânedana sahiptir. İlahi vasfı olan bir hanedan haline dönüşmektedir.