Selçuklular zamanında medreseler vasıtasıyla ilmin himayesi ve yayılması, tahsilin meccani ve kolay yapılması sebepleri de bizzat bu devirin yaratıcılarından Melikşah ve Nizamülmülk tarafından gösterilmiştir. Gerçekten büyük vezire göre eski padişahlar alimlere maaş vermedikleri bir vazife ile bağlamadıkları için onlar hükümdarlara ve devlete karşı hareket ediyorlardı. Selçuklu Devleti medreseler vasıtasıyla bir yandan ilmi koruyarak yükseltiyor ve yayıyor, öte yandan da vücuda getirdiği bu büyük İrfan ordusu sayesinde aşırı Şi'i Fatimiler idaresinde kurulan Sünni aleyhdarı propagandalara karşı İslam dünyasını ve devletin bünyesini kuvvetlendiriyordu.
Sayfa 332 - Nizamiye Medreseleri'nin ilmi tahsilin yapılmasının yanında siyasî otoriteyi korumak için çabaladığı unutulmamalıdır.·Kitabı okudu
Sultan Alaaddin Keykubat edildi Moğollara karşı, din ve ırk cinsiyet bağlarını hatırlatarak ve İslam'ın kaderi bakımından iki sultanın tarihi mes'uliyetlerini beyan ederek, Celalettin Harzim-şah'a dostluk ve İttifak teklifinde bulundu. Lakin iyi bir asker ve kötü bir siyaset adamı olan Harzimşah'ın ölçüsüz hareketleri iki hükümdar arasında çarpışmayı mukadder kıldı ve 1230'da Yassı Çimen'de Harzimi-şah'ın ordusu perişan edildi.
Husrev şunları söylemiştir: "Bir ülkede şu beş şey yoksa orada durmayın: Güçlü bir yönetim, adil bir yargıç, düzenli/istikrarlı bir pazar, bilge bir hekim ve bir akarsu"
Türk adı, Batılılar için olduğu kadar Türkler için de Müslüman ile eş değer olmuştu. Türkler'in İslâmiyet'e bağlılıklarının ciddiliği ve gerçekliği düzeyinde başka hiçbir halka rastlanmamıştır. Bu yüzden, Türk hanedanlarının koruması altında büyük bir Sünni canlanmasının başlayıp yayılmadı hiç şaşırtıcı değildir.