... insan sadece kaştan, gözden, gövdeden mi ibaret? Ayna dediğin, taşı toprağı, evi sokağı da gösteriyor. Mühim olan bu vücudun içini görebilmek. Kalbin aynasında ne var, ona ulaşabilmek.
Ne demişler, "Kendini bilen, Rabbini bilir."
Yazarın, bir biyografinin ötesine geçerek; sarsılmaz bir karakterin ve inancın izini sürdüğü bu eserde Aliya; sadece bir lider olarak değil, İslam medeniyetine dair umudu hatırlatan, insanlığa ders veren bir şahsiyet olarak anlatılıyor.
Kitap, bizi Miljacka Irmağı kenarında büyük hayaller kuran o genç adamla tanıştırırken; en karanlık zamanlarda, savaşın ve soykırımın ortasında bir insanın nelerle baş edebileceğini de gözler önüne seriyor.
Akif Emre , Aliya’nın şahsında; modern insanın yitirdiği edep dolu Müslüman kimliğini bizlere yeniden hatırlatıyor.
Hapishanedeki marangoz atölyesinde masa&sandalye üretirken, bir yandan da hapishane notlarıyla yeni bir dünya inşa eden; 50 bin sayfalık bir kütüphaneyi zihnine sığdıran Bilge Kral’ın hikayesi bu...
Kitap boyunca sureti değil, sireti (ahlakı) dert edinen yüce bir lideri okuyoruz. Dolayısıyla sadece siyasi lider olarak anmaktan ziyade örnek alınacak bir şahsiyet olarak anmanın önemini anlayacaksınız. Aliya