Puan vermedi·192 syf.··
2019 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2019 00:00
@5subatyayinlari n'dan @_.mavicocuk._ Gökalp Atılgan kitabı olan Onikiler'i #okudumbitti #onikiler spritüel içerikli serinin ilk kitabı. İçinde bilim kurgu, fantastik, içsel yolculuklar, sanal illüzyonlar, zaman ve mekan bükülmeleri, astral seyahatler, solucan delikleri, krallar, elfler, kısaca "ben ne okuyorum" dedirtecek kadar herşey var. Spiritüellik birbirine yakın görünse de, farklı anlamlarda yorumlanıyor. -Manevi yaşama odaklanmak ve metaryalist düşüncelerden tamamen uzaklaşmak. -Negatif düşüncelerden arınmış, ruhun iyilik ve güzellikle beslenmiş olması, yaşamın sırrını çözmek. -Tamamen ruhani işlerle uğraşmak. Bu tanımlardan bazıları. Kitabımızda: içinde bulundukları dünyanın maddesel bir illüzyon olduğunu ve sadece yansımalardan oluştuğunu fark ediyorlar. Bu da içsel bir yolculuğa çıkmalarına sebep oluyor. Bu astral seyahatler esnasında yaşanan deneyimlerden oluşuyor konumuz. Tabii fantastik olunca Tanrılar, elfler, karanlıktan gelenler, koruyucular, kurucular da kurguda yerini almış. İçsel yolculuklar esnasında yaşanan tecrübelerden çıkarılan dersler kişisel gelişim kitabı okuyormuşum hissine kapılmama da sebep oldu diyebilirim. Hepsi bir tarafa kitabın ön ve arkasında ki özel imzayı çok sevdiğimi söylemeliyim. Bir kaç alıntı bırakıp keyifli okumalar diliyorum, kitapla kalın... "Yerlerin Göklerin ve ötelerin şahitliğinde.... Var'lığın Yok'luğun ve ötelerin şahitliğinde... Bizlik Bilinci'nin Yüce Meclisi'nin huzurunda... Önce siz vardınız ve şimdi siz varsınız ve sonra siz olacaksınız." "Ya çocuklaştıracağız tüm dünyayı... Ya da kendimizi hiç yaşanmamış sayacağız..." "-Ben nasıl "biz" olurum? -Ben'in içindeki Biz'i, Biz'in içindeki Ben'ini bulduğunda..."
OnikilerGökalp Atılgan · 5 Şubat Yayınevi · 201819 okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Puanım: 9 Bir gün, lanetlendiğiniz için 12 yıldır içinizde bir şeytanın yaşadığını öğrenseydiniz ne hissederdiniz? Ana karakter Prosper Oceanus Redding, her konuda mükemmel ve başarılı olan Redding ailesinin en küçüklerindendir. Kurucular Günü için bir aile toplantısı düzenlendiğinde büyükannesi elinde bir hançerle belirir. Neler olduğunu anlamadan başka bir yerde uyanır ve bir yandan kendini kurtarmaya çalışırken bir yandan da ailesi için endişe duyar Prosper. "Bilmen gereken ilk şey bir Redding'e asla güvenemeyeceğin. Bu aile sana yalanlar fısıldayıp geveze çeneleri yorulana dek merhamet dilerler; onlara inanma." Her sayfada yeni ters köşeler yemeye hazırlanın. Bazılarını tahmin edebilseniz de sizi şaşırtacak şeyler de olduğuna eminim. Özellikle son yirmi beş sayfayı gerçekten tüylerim ürpererek okudum. Ayrıca dünya kurulumu ve bize sunuluşu aşırı hoşuma gitti. Her şey yapboz gibi parça parça açıklandı. Basılı olan ikinci bir kitabı daha var ancak hâlâ Türkçe'ye çevrilmemiş. Çevrilecek gibi de durmuyor pek. Biraz ağır bir dili olduğunu için boş bir zamanımda okumaya çalışacağım. Ayrıca giriş kısmı biraz sıkıcı başlıyor, geri kalan kısımları sürekli "Acaba ne olacak?" hissiyle ilerliyor. 13-20 yaş arası kişilere öneririm fakat ilerisine okuma zevklerine göre güzel gelmeyebilir.
Prosper Redding’in Tüyler Ürpertici HikayesiAlexandra Bracken · Parodi Yayınları · 202161 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yayılımın Görünmeyen Matematiği
5/10
·244 syf.·
2025 24. kitabı
“Fikirler, ürünler, mesajlar ve davranışlar virüs gibi yayılırlar.” -M.Gladwell Şimdi soru şu: Virüs nasıl yayılır? Cevap: Üstel (exponential) Yani lineer bir artıştan bahsetmiyoruz 1, 2, 3, 4… gibi değil 1, 2, 4, 8… şeklinde katlanarak büyüyen bir yayılım söz konusu Kısa matematik dersinden sonra fikirlerin ne kadar hızlı yayılabildiği anlaşılmıştır diye düşünüyorum. The Tipping Point - Kıvılcım Anı kitabı da işte bu noktadan yola çıkarak toplumsal davranışların nasıl bir anda hız kazanarak kitlesel bir etkiye dönüştüğünü açıklayan bir model kuruyor. Kitabın merkezinde “kıvılcım anı” olarak tanımlanan eşik noktası yer alıyor. Bu nokta, bir fikrin ya da davranışın sessiz bir birikim sürecinden sonra aniden yayılmaya başlamasını ifade ediyor. Bu yayılım, tahmin edildiği gibi bir anda hızlanan, kontrol edilmesi zor bir sürece dönüşüyor. Bu tip yayılım kimin işine fayda sağlar, kimin bunları öğrenmesi iyi olur derseniz, aşağıdaki kişilere bu kitap tavsiye ederim: 1-Pazarlama ve marka yönetimiyle ilgilenen profesyoneller 2-Sosyal içerik üreticileri (sadece faydalı olanlara öneririm, diğerlerini zaten algoritma bir şekilde önümüze çıkarıyor maalesef) 3-Bir fikri, ürünü, mesajı yaymak isteyen herkes Gladwell bu yayılım sürecini üç temel grup üzerinden açıklıyor. İlki, insan ağlarını birbirine bağlayan ve bilgiyi hızla dolaşıma sokan bağlantı kurucular. İkincisi, bilgiye derinlemesine hakim olan ve bunu paylaşan bilgi taşıyıcılar. Üçüncüsü ise insanları harekete geçirme gücüne sahip olan ikna ediciler. Bu üç profil bir araya geldiğinde, sıradan bir fikir bile yayılma potansiyeli kazanıyor. Önemli unsurlardan biri mesajın kendisiyle ilgili. Bir fikrin yayılması için sadece doğru kişilere ulaşması yeterli değil, aynı zamanda akılda kalıcı,
1000Kitap
The Tipping Point - Kıvılcım AnıMalcolm Gladwell · Mediacat Yayıncılık · 2020590 okunma
Okurken animasyon izliyor gibi hissettiğim kitap: Kurucular
10/10
·168 syf.·
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Benim için harika bir kitaptı. Anlatım tarzını mizahını çok sevdim ve tabii karakterlerin hayvanlar olmasını. Betimlemeler harikaydı, olay akışı hiçbir zaman sıkıcı değildi. Kitabı beğenmeyenlerle bu noktada empati kuramıyorum. Bonsier'yı, Cinnabar'ı hiç mi sevmediniz... Bu kitapta intikam var, adalet yok, suçlular var, huzur yok. Dozunda absürt, dozunda hicivli. Son cümlesinde, başından beri koca bir şaka okuduğunuzu anlıyorsunuz. Bence bu kitaptan güzel bir animasyon çıkar. Nerde yetkililer?!
KurucularDaniel Polansky · İthaki Yayınları · 2021186 okunma
3/10
·456 syf.·
2026 1. kitabı
Canavarın Da Kalbi Varmış Yeni yılın ilk haftasonuna başlarken yerli yazarlardan bir kitap hakkında konuşmak istiyorum. Üstelik vampir kurgusu. Büyük bir hevesle başladığım kitapta olayların içine dahil olabilmek için büyük bir çaba sarf ettim. Yüzyıllar öncesinde gerçekleşen bir ihanet ve unutulmayan yankısı. Gotik bir şato ve orda müdürlük yapan Luiza ( ana kadın karakter) , müzenin birgün çıkagelen ultra yakışıklı vampir sahibi Sidra ( ana erkek karakter) Ortada bir ihanet mi vardı yoksa her şey bir yanlış anlaşılma mı? Kitap boyunca bu soruyu sayfalarca gereksiz muhabbetler , yan olaylar ve karakterlerle oyalanarak düşündüm. Sonuç için okumanızı öneririm. Devam kitabı da var , ancak okumak için aynı motivasyon bende yok. Uzun uzun konuşmak isterim vampir kurgusu çok okuyan ya da izleyenlerle. Çünkü negatife bulamadan sözlerime devam edemem. Bu işin ithalatını ihracatını yapan okurlar beni anlayacak. Genç fantastik kurgu türünde araya vampir yakışıklılığı serpiştirilmiş ve yetişkin bir kadında olmayacak türden tribal enfeksiyon ile dolu bir kitap. Mutlaka okuyun ki birlikte bu kitap hakkında sohbet edebilelim. Belki ikinci kitap wow dedirtiyordur ve hepimiz kanımızı veririz. Not: (Spoiler olabileceğini düşündüğüm ayrıntılar; - İnsan kanı içmek kitaptaki vampirler için meyve suyu, çay, kahve ihtiyacı gibi hatta bazılarımız kahve için daha fazla yoksunluk çekiyor olabiliriz. -Diğer husus , insanlar ve vampirler kan paylaşımı yapıyor ( zevk alarak ? , vampirler kendini kontrol edebiliyor? ) -Vampir Günlükleri dizisine benzer hissiyatı var ama o kadar yüzeysel ki vampir kurgusu okuduğunu hissetmiyor insan. Kurucular çok pasif , örnek bir kuruluş günü yaşandı ama çok yüzeysel geldi geçti. - Gece yürüyen ırk , vampirler gündüz cirit atıyor ama buna dair bir sebep ya
Canavarın da Kalbi VarmışN. G. Kabal · Dex Kitap · 20251,088 okunma
“İki Kurucu, İki Kader”
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
Plutarkhos’un kaleminden iki kurucunun hikayesini okurken, aslında iki uygarlığın ruhuna bakıyormuşum gibi hissettim. Theseus’ta Atina’nın aklı, bilgelik arayışı ve dengeye düşkünlüğü var Romulus’ta ise Roma’nın sertliği, disiplini ve gücü. İkisi de birer kurucu, ama birinin eli kanla, ötekinin eli zeka ve cesaretle yoğrulmuş. Theseus’un hikayesi bana hep, insanın kendi kaderini kurban etmek pahasına aşmaya çalıştığı o trajik sınırları hatırlatıyor. O, Minotauros’u öldürürken aslında kendi içindeki canavarı da alt ediyor. Ama sonra Ariadne’yi geride bırakması, bana Yunan kahramanlarının o kaçınılmaz çelişkisini düşündürüyor: Akıl ağır basar ama kalp hep yaralı kalır. Plutarkhos da bunu çok iyi yakalamış Theseus’u bir kahramandan ziyade bir insan olarak anlatıyor. Romulus’a gelince… Onun hikayesi daha acımasız, daha Roma’ya yakışır biçimde “politik.” Kardeşi Remus’u öldürmesi, bana Roma’nın kurucu mitinin içindeki o soğuk gerçeği hatırlattı: Düzen, kanla başlar. Bir uygarlık doğacaksa, önce bir ihanetin, bir cinayetin bedeli ödenir. Roma’nın disiplini, yasası, askeri düzeni hep o ilk suçun yankısı gibi. Sanki Romulus, Remus’u öldürürken Roma’nın temelini atıyor: fedakarlık değil, itaat; sevgi değil, düzen. Plutarkhos’un bu iki efsaneyi yan yana koyması bana göre çok zeki bir tarihsel hamle. Çünkü Roma ve Yunan dünyasını yalnızca toprak olarak değil, karakter olarak da karşılaştırıyor. Atina, sorgulayan, düşünen, vicdanlı bir ruh. Roma ise eyleyen, kuran, düzenleyen bir beden. Bu kitapta akıl ile irade, ideal ile yasa çarpışıyor. Roma mitine baktığımda, Romulus’un kurt tarafından emzirilmesi sahnesi, sadece bir efsane değil; Roma’nın doğaya, vahşiliğe, hayatta kalma içgüdüsüne övgü gibi geliyor bana. Kurt, Roma’nın annesi: sert ama koruyucu. Ve Romulus o sütle
Edebiyat
Theseus - RomulusPlutarkhos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015255 okunma