Puan vermedi·492 syf.·
2025 600. kitabı
Yirminci yüzyılın en büyük savaşlarıni konu alan kitabımız tarihe bir ışık tutarken,savaşın etkisi,izinde okura yansıtıyor Madem Alman edebiyat deryasına daldık, şimdide Berlin’in Düşüşü okuduk Benim gibi tarih severlerin okuyacağı bir kitabı bırakıyorum bir bakın Berlin’in Düşüşü 1945’te Üçüncü Reich’ın can çekiştiği bir dönemde sıkışıp kalan milyonlarca insanın farklı deneyimlerini yeniden inşa eder. İntikamcı Kızıl Ordu ile kuşatılmış Nazi güçlerinin son kez çarpıştığı 1945 Ocak’ında yaşanan sarsıcı olayların sokak düzeyinde ve sürükleyici bir portresini sunar. Vahşet ve kuşatma altındaki bir şehrin umutsuzluğunu bütün sahiciliğiyle ortaya koyarken, az rastlanan olağanüstü insanlık ve kahramanlık anlarını da sergilemeyi ihmal etmez. Antony Beevor, “Stalingrad” kitabının ardından “Berlin’in Düşüşü 1945”te de aynı soruyu bir kez daha sormamıza neden oluyor. Savaşta “kazanan” taraf var mı gerçekten? “Modern tarihyazımında bir başyapıt” Michael Burleigh, “Guardian” “Beevor, “Stalingrad”da bize Hitler’in güçleriyle Rusların çarpıştığı önemli ve korkumç savaşın sürükleyici bir anlatımını sunmuştu. “Berlin’in Düşüşü” 1945’te de aynı başarıyla bu tekniği kullanıyor. Bir askerin savaşın gerçeklerine yönelik anlayışıyla, bir romancının sembolik ve duygusal ayrıntılara bakışı birleşiyor. Beevor dehşet verici bir resim çiziyor…” Orlando Figes, “Sunday Times” “Beevor’ın tarzı, gerçekler doğrultusundaki incelikli anlatının ve titizliğin ustaca karışımına katkıda bulunuyor. Her iki kategoride de sanatının doruğundaki bir yazara şahit oluyoruz.” Thomas Kielinger, “Die Welt” Kitaba dair güzel övgüleride okuduk , artık gitme vakti gelmiş demektir Buyurun Berlin’in Düşüşü
Araştırma-İnceleme Tarih
Berlin’in DüşüşüAntony Beevor · Yapı Kredi Yayınları · 202356 okunma
Füruzan-Kuşatma ve Kız Çocukları Üzerine
10/10
·182 syf.··
2025 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 01:46
Beş adet hayatın içinden hikaye, beş adet "küçük insan" hikayesi.Binlerce hayatın öyküsü... İlk öykü 'Tokat Bir Bağ İçinde' galiba kitaptan en fazla alıntı yaptığım öykü oldu. Yoksulluk ve Anadolu'da genç kız olmanın ilmek ilmek işlendiği otuz dokuz sayfayı okurken başta tam anlayamadım."Ne diyor bu kadın, neyden bahsediyor?Bu bir mektup mu yoksa bir anlatı mı?"soruları kafamda dönüp durdu. Ancak öykünün yarısına geldiğimde işler değişti, alıştım Füruzan'ın farklı anlatış tarzına. İkinci öykü 'Kuşatma' kitaba ismini vermiş olan uzun zamandır okuduğum en etkileyici öyküydü. Geriye dönüş tekniği ve ana karakter Nazan haricinde"Nigar Abla" ve Nazan'ın annesinin de derin bir şekilde kitapta işlenmesi hikayeye gerçekleşen olaylardan bağımsız olarak farklı bir etkileyicilik katıyor. Nigar, ah Nigar, senin hakkında yazılanları okumak boğazımda bir yumru oluşturdu.Empati yapmaya çalışmak gözlerimi doldurdu. Nazan'ın annesi hayatı bir anda tepetaklak olmuş genç bir kadın.Ve Nazan, Nazan'ın öyküsünü okurken ellerim titredi, beynim uyuştu. Yaşadığı şeyden sonra eve dönerken düşündüklerini gözlerim okuyor ancak beynim işleyemiyordu. Yalnızca kahroldum. O son kelimeyi okuduğumda kafama bir kurşun saplanmış gibiydi. Ancak öykü bittikten sonrası öyküyü okumaktan zordu, üç gün boyunca kitaba devam edemedim, Nazan ve Nigar sürekli aklımın bir köşesinde dönüp durdu. Türkiye'de (ve pek tabii Dünya'da) başından benzer olaylar geçen binlerce kız çocuğunu düşündüm, herkesten nefret ettim;kinlendim babalara, amcalara, kocalara, patronlara, yönetenlere, ataerkil sisteme. Kız çocuklarını susturan, kadınların hayallerini ellerinden alan tüm erkeklerin geberip gitmesini istedim. Nazan'ın yaşananları kimseye anlatamaması Ortadoğu gerçeklerini ve patriarkayı bir kez daha yüzüme çarptı. Ah Nazan
Edebiyat
KuşatmaFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 2022346 okunma