Gününü değerlendirmeye bakacaksın.. günün nasıl değerlenir , bak anlatayım: simdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmis de sen yalvarmis, yakarmissin, sana gözyaşların için cabadan bir gün daha vermisler.. iste su anda da o bir tek son günün içinde bulunuyorsun.. iste o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksan.
O zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
Ne yaparsin ya?
Ağlarım.
Kapak Kızı’nı okurken sürekli kulağımda İlber Hoca’nın ‘bir şeye karar vermek ve iyi düşünmek istiyorsanız tren yolcuğuna çıkın’ söylemleri yankılandı.
İlber Ortaylı’nın sözlerinin tam bir aynası olarak da bu kitabı gösterebilirim. Çünkü tam olarak bir yüzleşme hikayesi.
Şebnem’in karanlık ve pervasız hayatının, kaç kişinin hayatında müphem yalnızlıklara, kuşkulara, ihtiraslara, suçlamalara sebep olarak istemese dahi o hayatların bir parçası olduğunu okuyoruz.
İnce ince işlenmiş olan kurguda en sevdiğim konu muhakkak ki insanların önyargılarının değiştirilemez olduğunu, kendi doğrularına körü körüne inanarak kişileri bu hükümlere bağlıyor olduklarıydı.
Şebnem’den çok kesit yokken bile birçok olguyu bulabiliyorsunuz. Sözün sırası hiç ona gelmiyordu. Ve bu yolculukla tüm yüzleşme ve yanılgıların da ibaret olduğunu, çoğu sorunun yanıtsız kaldığı büyük bir sorgulamaydı bana göre kitabımız.
Olay örgüsü, karakterler, düşünceler, yaşam tarzları sıradan gibi duran ama çok yoğunluk arz eden bir roman. Sindirerek okunmalı diye düşünüyorum. Devam niteliğindeki Yeşil Peri Gecesi’nde söz Şebnem’e geçiyor. Merak edilen soruların yanıtlarını alacağımız umudundayım.
Sevgiyle, esen kalın..