Kvothe

Ebeveynler Ve Çocuklar
Çocuklu her aile yaşayan bir yanan çalıdır. Kirli ayaklar ve ellerle, kirli kıyafetlerle bu çalıya nasıl yaklaşırız? Ebeveynler evde kıyafetlerine dikkat etmeyip genellikle kirli çamaşırlar giydikleri gibi, konuşmalarında ve eylemlerinde, çocuklarının önündeki karşılıklı ilişkilerinde de özensiz, dikkatsizdir. Çocuklarının önünde yapılan ebeveynler arası kavgaların kabalığından ve seviyesizliğindense hiç bahsetmeyelim. Bu kavgalarda anne babalar birbirlerini daha da kızdırmak için çocuklarına şöyle seslenirler: 'Çocuklar, babanızın haline bakın!' 'Siz asıl annenize bakın!' Aile içindeki sohbetleri ele alın. Çok fazla dedikodu yapılıyor. Boş laflar, sıradan şikâyetler... Nasıl üç kuruş fazla kazanırım, hangi kumaşı alsam ya da işyerinde nasıl önemsiz bir terfi alırım gibi sıradan dertler. Çocukların on beş yirmi yıl boyunca içinde debelendikleri yoğun bataklık bu işte. Sonra yaşlılar gençlerin gökyüzünde kartal gibi uçmamasına, çocuklarının kanatsız olmasına şaşıyor. Şunu sormama izin verin sevgili ebeveynler: Verdiğiniz terbiyeyle çocuklarınıza kartal kanatları mı kazandırdınız? Yoksa o kanatları kökünden kopardınız mı?
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ebeveyn Çocuk
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ebeveynler Ve Çocuklar
"Gençleri suçlamayın, kendinizi suçlayın. Siz onları nasıl yetiştirir, nasıl terbiye edersiniz öyle büyürler. Peki sizin verdiğiniz terbiye nedir? Hiç. Anneler mutfak, alışveriş, temizlik, çamaşır gibi ev işleriyle meşgul. Babalar ise görevleriyle, ticaretle, kendi işleriyle. Gece geç saatlere kadar kafe ve kulüplerde oturup kâğıt oynuyorlar. Çocuklarıyla hiç ilgilenmiyorlar. Hem zamanları yok, hem yoruluyorlar, hem de bıkıyorlar. Çocuklarıyla konuşmuyorlar. Hayatlarıyla ilgilenmiyorlar. Boş zamanlarında biraz sarılıyor, onlara şekerler, oyuncaklar veriyor, sonra da 'Haydi gidip kendi kendinize oynayın,' diyerek başlarından savıyorlar. Başka bir ifadeyle, 'Başımızdan çekilin. İstediğinizi yapın, sadece bizi rahatsız etmeyin,' demiş oluyorlar. Çocuğun zihni, ruhu çocukluk çağını geçirdiğinde ekilmemiş tarlalar gibi çoraklaşır. İyi bir şey ekilmez hale gelir. Çocuklara iyilikten, doğrudan, sevgiden bahsederken bile genellikle taşlaşmış, sert, kuru, basmakalıp, yabancı kelimeler söylüyorlar. Çocuklarının ilgisini nasıl çekebileceklerini ne biliyor ne de umursuyorlar. Duyarlı ruhlarına dokunamıyorlar. Doğruyu söylemek gerekirse ister kendi anne babası olsun, ister akrabaları tarafından yetiştirilsin, çocuklar öksüz gibi büyür. Çocukların belki karınları doyuyor, iyi giyiniyor, sağlıklarına dikkat ediliyor, ancak zihinlerinin ve ruhlarının sağlığı, saflığı ve güzelliği için çok az emek sarf ediliyor. Çocuklarımızın bu koşullarda çok daha kötü yetişmediklerine şaşırmalıyız aslında.
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ebeveyn Çocuk
Kahramanlar ve Halk
Her ulus ruhsal durumuna göre ya büyük ya da önemsiz insanları iktidarın başına, yaşam yapısının tepesine yükseltir.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İktidar
Kahramanlar ve Halk
Devletlerin gücü ve zayıflığı, ulusların refahı veya çürümesi sadece yöneticilerin yetkinliğine veya yetersizliğine bağlı değildir. Yöneticiler ne olursa olsun, iyi ya da kötü, kahraman ya da zalim her zaman halklarının bir yansımasıdır. Bunlar halkın ruhunun bir kopyası, kitlelerin üretimidir. Halk nasılsa onlar da öyledir. Bu nedenle uzun zaman önce her ulusun hak ettiği hükümete ve yöneticilere sahip olduğu söylenmiştir.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Siyaset&Toplum