Rastgele yürüyüşlerle ilgili öğrendiğim şey şu: Bir ağacın yanında duruyorsanız ve rastgele yönlere doğru yürümeye başlarsanız, eninde sonunda yine o ağaca dönüyordunuz. Uzun sürebiliyordu, bu süre zarfında bayağı uzaklaşmış olabiliyordunuz, ama yeterince uzun süre devam ederseniz, eninde sonunda dönüyordunuz. Bütün mesele buydu yine — o çok yaşlı ağaç.
...bu Fabienne ve Agnès'in hikâyesi; o gün mezarlıkta birbirimizi öldürmek istediğimiz ama bunu yapamadığımız, birbirimizi kurtarmak istediğimiz ama bunu yapamadığımız günkü kadar hakiki.
"Sen ve ben gündüz ve gece gibiyiz."
"Ne demek istiyorsun?"
"Ne gündüz ne de gece olan bir saat var mı?" dedi. "Yok. O yüzden, anlıyor musun, sen ve ben birlikte bütün zamanı kapsıyoruz, ikimizin arasında her şey var."