Türk Dünyası Ədəbiyyat və Kitab Festivalı #litbookfest 22-26 may 2026 - Elmlər parkı (Elmlər metro s/t yaxınlığı) ✅ Kitab təqdimatları ✅ İmza Günləri ✅ Yazıçılarla görüş ✅ Müzakirə panelləri ✅ Endirimli kitablar ✅ Əl işləri sərgisi Hər gün saat 11.00-dan 19.30-dək möhtəşəm tədbirlər. Giriş sərbəstdir. Həm özünüz, həm uşaqlarınız üçün maraqlı olacaq Festivalda siz də iştirak edin.
L.DK
Japon filmi. Manga uyarlaması. 2 tane filmi var. Birinciyi izledim. Kötü. Çok az sayıda kötü shoujo içerik izledim, okudum ama bu en kötüsü. Muhtemelen mangadaki her sahneyi koymadılar, bu sebeple çok hızlı ilerlemiş gibi oldu. Çok klişe bir konusu da var. Merak eden bakabilir ama izlemeseniz de olur. Puan: 3.75/10
Dizi/Film
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Turşu ve onu yapabilmek çok mühim bir meselee
Beyaz lahana varken turşu yapmak istedim. Annem karşı çıktı. Neymiş yeşil nane yokmuş ve önceden yaptığı turşular zaten kıtırmış. -Yoo hiçte tam kıtır değildi.- +: "Bana yardım eder misin? Geçen yapılan deneme çok başarısızdı. Zar zor yedik şimdi tuzuna ve sirkesine el atsan birlikte yapsak?" -: "Turşu var zaten ve yeşil nane yok. İstediğin gibi lezzetli olmaz sonra yine söylenirsin." +: "Lahana turşusu yok ki ve lahana ilk haftasını doldurdu. Şimdi aklıma gelmişken ve işim yokken 2 dk da halledelim. Sadece sen su dengelesinde el at. Diğerlerini halledeceğim. Ağız tadıyla yemek istiyorumm." deyince ikna olmuştu. Ben 1 ve2 L' lik cam kavanozlarda yaptım. Niye çünkü ben havuç sevmesem de onlar seviyor. Varken ekledim. Anneme teşekkür olarak. Üstüne cidden nane yoktu. Annem gelene kadar ben her şeyini yapıp en son kuru nane eklemiştim. Kendisi yorulmasın diye kap ve 2 çay kaşığıyla yanına gitmiştim. Birlikte tattık, yorumladık ben geri döndüm. Kavanozda nane tozlarını görünce şaşkınlıkla sordu ben de "Yeşil nane yok dedik, kurusu yok demedik ki. :) Kurusuyla denemek istedim. Olamaz mı? Ay yoksa çabuk bozulacak mı niye böyle tepki verdin?" diye telaşlanınca "Aslında sadece birine koyacaktım ama güzel koktu. Bozması veya kötü olması pek mümkün gibi durmadı. O yüzden ikisine koydum." eklemesinden sonra "Ya sabır, sakin ol. Sadece turşu. Bilmiyorum nasıl olacağını, senle birlikte göreceğiz. Basit bir turşuyu bile ölüm kalım meselesine dönüştürüyorsun. Çok ciddisin." dediğinde "Tat alma hassasiyeti olan benim o yüzden eksik ya da aşırılık istemiyorum. Ayrıca en mükemmel haliyle yemek varken neden aceleyle yapıp lezzeti düşürelim? Ya da özenmiyorsak niye yapalım? İçimden geldi ve mükemmel olmalı. Şimdi öyle diyorsun yediğinde görürüm. Ciddiyetin meyvesini yerken gözünü
Hayata Dair
Günde 5 dk elime alabildiğim kitabım için 25 dk ayırıp bu ayracı ördüm, pişman değilim 😅
1000Kitap
Dişlerle böyle bir anımızın olduğunu niye hatırladım ki
Çocukluk arkadaşım olan kuzenimle lisede aynı sınıftayken her şeyimiz farklı olmasına rağmen bizi ikiz sanıp bu olaya da ön dişlerimizdeki benzer eğrilikten ulaşan sınıf arkadaşlarımız vardı. Ve bununla birlikte ben kahkaha patlatmıştım ikimiz de birbirimizin dişine bakarak benzerliği görmeye çalıştık ama yine farklıydı ve bunu yapmamız bile bizi gülmekten sıradan düşürmek için yeterdi. Artık derste en önde oturmamıza rağmen yüz yüze geldiğimizde kahkaha tutmaktan ya kıpkırmızı oluyorduk ya da en son gülüyorduk. Ve hocalar bizi azarlayıp güldüğümüz şeyi öğrenmek istediği için daha da gülüp en son ya yerimizi değiştiriyorlardı ya da 10 dk dışarı yolluyorlardı. Ve o zaman ben ona şey demiştim "Sendeki yamukluk çok belirgin değil ve seni tatlı yapıyor. Kusur olarak görme." O ise bana "Seni hep böyle gördüğüm için ön dişlerinin dümdüz halini hayal edemiyorum bence bu hal sende de kusur değil." demişti ama bunu zorunluluktan -ayıp olmasın diye samimiyetsizlikle- dediğini bilmiyordum. Ve o bir ara benim sol avuç içim "Elin çok çirkin. Çok kusurlu. Bak meselabu şey kötü duruyor." demişti. Ben de elime bakıp "Nesi kusurlu, elime gerekli olan tek şey parmaklarımın bir tık daha uzun olması. Ama yine de çok kısa değil böyle de seviyorum. O gösterdiğin de geçen yıl -2009- beni yılbaşı ağacından elektrik çarptı bir süre. Orası simsiyahtı. Şimdi ise normal ten renginde ters küçük L gibi duruyor. Anı izim. Onu da seviyorum çünkü beni kardeşim ağlayıp annemi çağırarak kurtardı. Yoksa yavaşça yanarak ölecektim. Parmaklarımın bazı kısımlarında da su toplanmıştı, şişmişti. Kendi derimin yanık kokusunu duydum. Ellerimi 2-3 gün açıp kapatamadım. Yine de güzel tarafını düşünüyorum." demiştim çocukken (10). Ve onunki taraklı ve birkaç parmağı yamuk durmasına rağmen ben bir şey dememiştim.
Hayata Dair
Niye benle arkadaş olduğunu bilmiyorum
Bu arkadaşımla geçen yıl tanışmıştık. Ablamla pastanenin farklı şubelerinde çalışıyorduk. Ve kendisi "Yeni biri geldi bugün, iyi birine benziyor: komik ve eğlenceli." gibi bir şeyler demişti. Ben de "Alla alla, kimse ilk günden komik ve eğlenceli olamaz ama sana böyle hissettirmesine sevindim. İş saatlerin hızlı geçer." demiştim. Sonra birkaç gün daha böyle iyi şeyler duydum ama kıskanıyordum ve de gerçekten düzgün biri olup olmadığını bilmek istiyordum. Çünkü benim şubedekiler şerefsizdi ve hepsi kız olmasına rağmen (-_- oysa hepsi kız diye başta nasıl mutluydum.). Üstelik lojmanlar bizim şubenin dibinde olunca diğer şubeden birisi akşamları birkaç kez kahve almaya geldi ve bana yürümüştü ben de gerekeni yapmıştım. O birkaç gün içinde ablamın kardeşi olduğunu öğrenince "Öyle mi çok sevindim, kesin o da senin gibi kafa dengidir, bir ara ayarlayalım tanışalım." gibi bir şeyler deyip beni merak ederek günlerini geçirmişti. Ben de "Ne alaka, neyine güvenerek böyle konuşuyor, ona de ki denk geleceğiz merak etmesin. Ama kafa dengi miyim bilemem(!)." demiştim. Neyse, bir tatil günümde gittim. 270 derece dönmüş L harfi tezgahları vardı: ablam başında durmuştu onu görünce gülümseyerek "Kolay gelsinn güzel kız." demiştim ve sonra anında yüzümü ciddiyete büründürüp gözlerimi kısarak etrafa bakındım. Göremeyince eşyalarımı tezgah ortasına denk gelecek şekilde bir masaya bırakırken malum kişiyi gördüm. Hâlâ ayaktaydım o da arka taraftan gelip tezgah arkasında dururken "Merhaba ben R." demişti gülümseyerek ve elini uzatmıştı. Ben ise anlık hafif şaşkınlık yaşasam da onu ararken ki bakışlarımı yüzümde tutup birkaç saniye -Ablan iyi birisine benziyor dedi, ayrıca gülümsemesi içten duruyor. Ayıp etmeyelim.- e karar verip elini çok ani ve ve neredeyse yarım sıkıp bırakmıştım. Sonra
Hayata Dair