"Homeros ve Hesiodos tanrılara, insanlar arasında ne kadar ayıp ve kusur varsa hepsini yüklemişlerdir: Hırsızlık, zina ve birbirlerini kandırma" ... "İnsanlar tanrıların kendileri gibi doğmuş olduklarını ve kendilerinkine benzeyen elbiseleri, sesleri ve biçimleri olduğunu sanmaktadırlar" ... "Evet, eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar tanrıların biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi ve onların her birine de kendi türlerine uygun bedenler verdirirlerdi" ... "Habeşler:, tanrılarının kara ve basık burunlu, Trakyalılar ise mavi gözlü ve kızıl saçlı olduklarını söylerler (DK. 21 B l l, 12, 14, 15, 16).
Ksenophanes'in bu sözleri, onun Homeros-Hesiodosçu çoktanrıcılığa neden karşı olduğunu gayet açık bir biçimde göstermektedir.
Görüldüğü gibi Ksenophanes onların en çok insan biçimci anlayışlarına karşı çıkmaktadır. Bu anlayışın sonucu, tanrılara insanlar arasında ne kadar ahlaksızca şey varsa hepsinin yüklenmesidir. Ancak Ksenophanes'in görüşüne göre bu bizzat Tanrı kavramının kendisiyle bağdaşmaz bir şeydir...Tanrı, Ksenophanes'e göre, mükemmel alandır. Mükemmel olanın kötü veya ahlaksız olması ise mümkün değildir. Çünkü kötülük veya kusur, mükemmelliğe aykırıdır.
...O, "tüm göz, tüm düşünce, tüm kulaktır."
Sayfa 169 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.