“…her ikisinin de içinde gizliden gizliye büyüyen bir korku vardı: Bir gün gelip ayrılma korkusu.
Hiçbirisi bu korkusunu ötekine söylemeye cesaret edemiyordu. Kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu. (Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.)”