Seni tasvir elzemdir, bir parça dahi olsa Içimiz çok yansa da, gözlerimiz de dolsa
Biraz metin olarak, seni anlatacağız
O çok büyük ruhundan ruhlara katacağız
“Benden daha iyi bir kafası ve daha güçlü bir mizacı vardı; mantıklı düşünüyor ve sonra da mantıksal düşüncenin sonuçlarına dayanarak hareket ediyordu. Oysa çoğumuz sanırım tam karşıtını yapıyoruz: içgüdüsel bir karar veriyoruz, sonra da onu doğrulamak için bir usyürütme altyapısı oluşturuyoruz. Ve sonuca da sağduyu diyoruz.”
“Bir zamanlar İhtiyar Joe Hunt'a akıcı ama samimiyetten uzak bir dille söylediğim gibi: Tarih, zafer kazananların yalanları değildir; şimdi bunu biliyorum. Tarih daha çok, çoğu ne zafer kazanmış ne de yenilgiye uğramış olan hayatta kalanların anılarıdır.”
“Aslında, bütün bu sorumluluk yakıştırma meselesi bir çeşit kaçamak değil mi? Başka herkes suçlanmaktan kurtulsun diye bir bireyi suçlamayı istiyoruz. Ya da tarihsel bir süreci bireyleri temize çıkarmanın bir yolu olarak suçluyoruz. Bunların hepsi aynı sonuçlara götüren anarşik bir kaos. Bana öyle geliyor ki, hepsi, de zorunlu olan bireysel bir sorumluluk zinciri var, vardı; ama herkesin basitçe başka herkesi suçlayabileceği kadar da uzun bir zincir değil bu. Ama elbette, benim sorumluluk yakıştırma arzum, olan bitenlerin adil bir analizinden çok, kendi ruh durumumun bir yansıması olabilir. Tarihin en merkezi önemde sorunlarından biri budur, öyle değil mi, hocam? Nesnel yoruma karşı öznel yorum sorusu, önümüze koyulan yorumu anlayabilmek için tarihçinin hikâyesini bilmemiz gerektiği gerçeği.”
"Bilmem başınıza hiç geldi mi? Yaşamaktan usanıverdim bir gün apansız... Neden mi? Uygun bir sırada nedenlerden birkaçını söylerim. Saçma bulacaksınız. Evet, saçmadır! Ama bilirsiniz, bazı dönemlerde insana en saçma şey en ciddi olaydan daha dramatik gelir.”