Az sonra açıklayacağım gibi, bugün yaygın kabul gören görecelik çok büyük bir hata, hatta bazı açılardan kendi kendine ket vuran bir görüş. Öyle görünüyor ki kendini gerçekleştirme kültürü çoğu insanın kendilerini aşan meseleleri unutmasına yol açtı. Ve açıkça görülüyor ki abes ve kendi isteklerini ön planda tutan biçimler aldı. Kendisi olmaya çalışan insanlar arasında yeni konformizm biçimlerinin ortaya çıkmasına; hatta kendi kimliklerine güven duymayan insanların, bilimin ya da egzotik bir ruhçuluğun prestijine sığınan, kerameti kendinden menkul uzmanlara ve rehberlere itibar etmelerine bakılacak olursa, bu kültürün bir tür saçmalığa yol açtığı bile söylenebilir
Gotik kesin bir çizgi izlemeyen bir türdür. Yeniden ortaya çıkışının ilk dönemlerinden beri her şeyi alaya alan bir tarzda ilerlemiştir. Gotlar insan varlığının ciddi, dengeli, sonsuzluk ve süreklilik sergileyen, sağlığın ve iyi vatandaşlığın kanıtı olarak gerçek bir tutarlı içsel benliği gerektiren bir kavram olduğu biçimindeki burjuva görüşü reddederler.
Gotların intiharları da bir o kadar tiyatroya özgüdür. Titiz bir sahne adamı olduğunu sergilercesine, Hollywood'un ilk ve en büyük gotik film yönetmeni olan James Whale yatağının başucundaki komodinin üstünde 'Don't Go Near The Water' başlıklı bir kitap bıraktıktan sonra, yüzme havuzunun sığ bölümüne atlayarak kendisini boğdu. Bir post-punk endüstriyel gotik grup olan Joy Division'ın şarkıcısı Ian Curtis 1980'de; kendinden nefret ettiği bir kriz anında, kendisini elbise askısıyla astı- arka planda da üstü çizili bir plaktan Iggy Pop'un 'The Idiot' adlı şarkısı tekrar tekrar çalmaktaydı.
Gotiğin her bir çağın egemen kültürel değerlerine yabancılaşması, hem gotiğin değişken niteliklerini hem de onu uygulayanların muhalif olma saplantısını üretmektedir.