B7GA

B7GA
Yeraltı mı Polisiye mi?
Puan vermedi·272 syf.··
2024 6. kitabı
Öncelikle bu kitap için incelemeyi iki bölüme ayıracağım. İlk kısım kitaba dair öznel görüşlerim, ikinci kısımdaysa teknik açıdan gördüklerimi yazacağım. İlk kısıma gelirsek genel olarak kitaptan pek bir beklentim olmamasına rağmen beğendim diyebilirim. Kurgu açısından yaratıcı bulmuş olsam da konunun işleniş şeklini daha farklı beklerdim. Çerezlik okunabilecek bir eser. Teknik olarak en başta sevdiğim nokta kronolojik gitmeyerek her karakterin arka planını anlatması ve bu anlatıların eserin sonunda birleşmesi kitabın uyandırdığı merak duygusunu artırırken okunurabilirliği de arttırıyor. Diğer bir sevdiğim kısım ise mekan betimlemeleri. İstanbulu keşlerin gözünden canlı betimlemelerle görebiliyoruz. Kötü olan kısımlarıysa kitabın çoğu yerde alt metin içermemesi sonucu metin okunup geçilebilecek kıvama sıkışıp kalıyor ve olay örgüsünün verdiği merakı köreltiyor. Karşılaştığım ve beni en çok sıkan konu ise diyalog kısımlarıydı. Çoğu karakter sürekli aynı küfürü ediyor ve aynı küfürü üç/dört farklı karakter ediyor. Bütün bu tekrar süreci karakterlerin bağımsızlıklarına pranga vuruyor ve diyalogların çoğunu yapaylaştırıyor. Okurken sıkılıyor insan. Yine bunun üzerinde Ramo'nun sürekli gelen küfüre "koy" cevabı vermesi ve yazarın bu durumu açıklarken hepsinde birebir aynı kalıbı kullanması da bunları etkiliyor. Diyalog ve hikayesini okumaktan en çok keyif aldığım karakter Mine oldu. Mine adeta fabrikasyon Karakterler arasında parlayan bir yıldız. Şahsen Mine kısımlarının daha çok olmasını isterdim. Bunun yanında Ramo'nun arabadayken Kemal'in ona söylediği "Yoksa terörist misiniz?" Lafı aşırı bayat kalmış bunun dışında yazar vermek istediği eleştirileri direkt metine olduğu gibi koyduğundan "Bakın cümleler bunlar, bunları eleştiriyorum" diye kendini belli ediyor bu da
Kirli, Paslı, BozukAlican Ökmen · Ayrıntı Yayınları · 201286 okunma
Reklam
Yürüyerek Geçtik Güneş Sistemlerinden
Puan vermedi·76 syf.··
2023 7. kitabı
Edith Södergran İsveç şiirinde radikal değişimin öncüsü. Metropol olan Petrogradda geçirdiği çocukluğu sayesinde akıcı Rusça ve Almancanın yanı sıra biraz da İsveççe ve Finceyi öğrenmişti. Kendine yazı dili olarak İsveççeyi seçmiş ve İsveç şiirini daha 16 yaşında etkilemeye başlamıştır. Eleştirmenler topa tutmuş ve şiirlerinde yer verdiği erotizm yüzünden bolşevik olarak suçlamıştır. 31 yaşında tüberküloz onu bizden acımasızca almıştır ama o kısa ömrüne şiirler sığdırmış, arkadaşına yazdığı mektuplar ölümünden sonra kitaplaştırılmıştır. Yürüyerek Geçtim Güneş Sistemlerinin Arasından adlı bu eser Edith'in yayınlanmış şiir kitaplarının toplanmış halidir. Şiirlerinde yalnızlık, aşk gibi konuları işlemiş, Alman ekspresyonizminden ve Rus sembolizmden etkilenmiştir bu akımların dizeleri arasında raks etmesi havaya değişik bir koku bırakmıştır, hüznün ve hastalığın kokusu... Edith SödergranEdith Södergran
Şiir
Yürüyerek Geçtim Güneş Sistemlerinin ArasındanEdith Södergran · Berfin Yayınları · 010 okunma
Irkçılık ve İzolasyonun Gölgesine Düşen Işık
Puan vermedi·136 syf.··
2023 6. kitabı
Tüm biçimleriyle hayata bir alternatif sunmak, hayata kalıcı bir karşıtlık, kalıcı bir çıkış yolu oluşturmak: İşte şairin bu dünyadaki en yüce görevi budur. Howard Phillips Lovecraft bu görevi yerine getirmiştir. Kitap böyle noktalanmıştır ve bize bu görevin nasıl yerine getirdiği anlatılır H.P Lovecraft'ın. Çoğunlukla izole bir hayat sürmüş H.P. Lovecraft'ın hayatında verdiği araların -ki bu aralar kendi görüşleri ve karakteri açısından uyumsuzdur- ve New York'un Lovecraft'ta nasıl nefreti körüklediğini ve bunu mektuplara yansıttığını okuruz bu gizemli satırlarda ve mektuplarında. Kitap bize Lovecraft'ın maalesef dilimize çevrilmeyen mektuplarından da kesitler sunar. Bu kitap yazarı anlamak için okunması gereken yegane eserdir.
Biyografi
H.P. Lovecraft - Dünyaya Karşı, Hayata KarşıMichel Houellebecq · Alfa Yayınları · 202227 okunma
Hayal Kırıklığı ve Mantarlar
Puan vermedi·64 syf.··
2023 5. kitabı
MANTARLAR Bu sitede ve hayatımda yapacağım ilk inceleme olacak. İnceleme işini ikiye bölmek istiyorum ilk kısımda Lovecraft'ın yazdıkları hakkında. İkinci kısımsa kitabın editörlüğü ve çevirisi üzerine olacak. Lovecraft şair olmamasına rağmen sonelerinde iyi bir iş çıkardığı aşikar. Sonelerini okurken alttan alttan bana hissettirdiği öyküleriyle olan bağlamı yüzümde o dahiliği öven tebessümü yarattı. Bu konuda bir çok tartışma olmasına rağmen sonelerin birbiri arasında değil de Lovecraft'ın diğer öyküleriyle bağlantılı olduğu kanısındayım. Adeta bu soneler diğer öykülerine farklı bir bakış açısını var ediyor okurlar için. Soneler hakkında son sözüm ise büyük bir beklentiye girilmeden okunulması kişiye daha da zevk verecektir. HAYAL KIRIKLIĞI Bu kitabın benim için hayal kırıklığı olma sebebi çeviri ve düzenlemesinde olan hatalardan dolayıydı. Özellikle düzenlenme kısmında yazım yanlışları ve bazı kelimelerin boşluk verilmeden yazılması akıcılığı katlettiğini söyleyebilirim ki bu hata bir kez değil birkaç kez karşılaştım. Çeviri konusundaysa şunu söylemem gerekir. Lovecrafta aşina olan okurların anlayacağı tarzda değildi. Yazarın tarzından uzak kaldı çevirisi. Ayrıca şiir çevirisinden daha çok düz yazı çevirisine benziyordu. Kafiye, uyak hatta devrik cümle bile yoktu (bana sorarsanız şiirde olması gerekir, bu sonelerde de devrik cümle olması gereken yerleri fark edebiliyorsunuz okurken) Ayrıca dizelerin başı ve sonunda sıkıntılar vardı. Anlamak için birkaç kez okumam gerekti. Genel olarak Lovecrafta kısmen hakim birisi olarak onun ne anlatmak istediğini anlayabildim ama bu çeviri sayesinde değil kendi bilgim sayesindeydi. Lovecraftı okumaya yeni başlayanların okumaması gereken bir eser. Yazardan dahi soğutabilir lakin yazara hakim olanlar için öykülere farklı bir
Edebiyat
Yuggoth’tan MantarlarH. P. Lovecraft · Laputa Kitap · 202024 okunma