Tersi ve Yüzü, Albert Camus’nun 5 farklı denemesinden oluşan ve ilk çıkan kitabı.İlk kitabı olmasına rağmen sonraki kitaplarının dahi bütün içeriğinin bu kitapta var olduğu söyleniyor.Ama yazar bu kitabın tekrardan yayınlanmasını bile istemiyor aslında.Çünkü hayatındaki en önemsediği konuları burada yazıp kendini ele verdiğini ama bunları edebi açıdan çok da iyi bir konuma gelmeden yazdığı için bu durumdan rahatsız olduğunu belirtiyor ön sözde.
Kitap farklı denemelerden oluşsa da genel olarak kitapta da geçen şu sözün üzerine kurulduğunu düşünüyorum:”Yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur.”Camus’nun iç dünyasının bize yansıması da umutsuzluktan umuda çıkan bir yol sanki.Hayatı hakkında düştüğü karamsarlıkları okurken bir anda gökyüzünün güzelliğinden ve ona getirdiği yaşama hevesinden bahsettiğini görünce önce bir afallıyorum.Yaşamayı çok isteyen ama bunu yaparken çok zorlanan birisi.Neredeyse her denemesinde mutluluğun tanımını yapmaya çalışıyor ve bunlar çok basit şeylerden doğan mutluluklar aslında.Hem mutluluğu hem de hayatın anlamını basite indirgiyor ,en önemli olan şeyin açık sözlülük ve yüreklilik olduğunu savunuyor.
Bütün denemeler ağır bir yalnızlık kokuyor.’Ruhta Ölüm’de “Günlerden beri tek sözcük çıkmamıştı ağzımdan, tutulmuş haykırışlarla, ayaklanmalarla patlıyordu yüreğim.Bana kucağını açan biri olsaydı, çocuklar gibi ağlayabilirdim.” dedikten sonra “Kapı vuruldu,dostlarım içeriye girdiler.Çok yıpranmış olsam bile kurtulmuştum.” diyerek katlanamadığı yalnızlığı anlatıyor.
Camus’nun dünyasına konuk olmak acı verici olduğu ölçüde hayranlık uyandırıcıydı.En üzücü olan şey de,Camus’nun “ Bir gün Tersi ve Yüzü’nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım.” demesi ve erken ölümünden dolayı bu düşünü gerçekleştirememiş olması...