İnsan hiç umutlarının kölesi olur mu ? Yıllar sonra gerçekleşmesini beklediğimiz ve her gün hayal ettiğimiz o yaşam gerçekten bekler mi bizi bir yerlerde ? Ulaşır mıyız ona hiç durmadan çabalarsak ve asla vazgeçmezsek? Sinirliyim ben bu kitaba. Çünkü Giovanni Drago hayalini kurduğu hayatı hiç yaşayamadı. Bir tarafta uçsuz bucaksız Tatar çölüne düşmanın her an gelebileceği heyecanı , diğer tarafta arkasında bıraktıkları ; evi, odası , arkadaşları ve annesi… Yıllarca beklemesine rağmen düşman hiç gelmez.Heyecanı giderek körelir ve yerini umutsuz bakışlara bırakır. Arkadasında bıraktıkları ise yavaş yavaş unutturur kendini yalnızlığa bırakır yerini . 30 yılı aşkın süredir bekleyen Dragoyla bende bekliyordum o anı. Karanlığa gömülmüş Tatar çölünde ufak bir kibrit ateşinin getirdiği heyecanı beklediyorduk beraber. O kibrit hiç çakılmadı. Zamanla Giovanni Drago Tatar Çölünün zifiri karanlığı içinde buldu kendini. O an tek hissettiği hayal kırıklığı oldu.Artık tüm umudunun tükenişinin hissettirdiği hayal kırıklığıydı bu.