Binlerce yıl boyunca filozoflar, düşünürler ve peygamberler parayı lanetleyerek onu tüm kötülüklerin kökeni olarak gösterdi. Öyle oldugunu kabul etsek bile para aynı zamanda insan hoşgörüsünün doruk noktasıdır. Para dilden, devlet yasalarından, kültürel yasalardan,dini inançlardan ve toplumsal
alışkanlıklardan daha acık fikirlidir. Para insanlar tarafindan yaratılmış ve
neredeyse tüm kültürel farkları aşabilen tek güven sistemidir, ayrıca din,
cinsiyet, ırk, yaş ve cinsel yönelim üzerinden ayrımcılık da yapmaz. Para
sayesinde birbirini hiç tanımayan ve güvenmeyen insanlar etkin işbirlikleri
yapabilirler.
Paranın değeri kabukların veya kağıdın kimyasal yapısında, renginde ya da şeklinde degildir. Başka bir deyişle, para bir esya değildir, psikolojik bir
kurgudur ve fiziksel olanı zihinsel olana çevirerek çalışır. Peki, para neden bu
kadar başarılı? Neden birisi bereketli bir pirinç tarlasını bir avuç işe yaramaz
deniz kabuğuyla değiştirmek ister? Neden karşılığında sadece birkaç renkli kağit
alacağınızı bile bile hamburger çevirmek, sağlık sigortası satmak ve üç tane
iğrenç çocuğa bakıcılık yapmak gibi şeylere razı oluyorsunuz?
Bifirin çukno bifirin, li vir dilsozi tune ye
Çemên bi wi awayi, hewaya wisa tune ye
Li ber feryada min, deng u hisek tune ye
Li vê cihê şewatê xweliya sar heye
Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok
Öyle akarsular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aks-i sada yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır