• 90 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    İncelemeye öncelikle kitabın dış unsurlarından başlamak istiyorum. Kitabın yazıldığı dildeki adı La Casa de Papel. Türkçemize Seda Ersavcı tarafından Kağıt Ev olarak çevrilmiş. Kitabı okuyunca içerik ile adın güzel uyumunu göreceksiniz. Ayrıca yazar Carlos Maria Dominguez'in Türkçemize çevrilen tek kitabı. Bir de kitabın içerisindeki çizim ve illüstrasyonlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Genelde kitaplarda - ki bu kitabın hacmi ile de alakalı bir durum - resim veya çizim bulunmaz. Şu ana dek okuduğum iki-üç kitap (Küçük Prens ve Ağrı Dağı Efsanesi) resimli idi. Kitapta Peter Sis'in illüstrasyonları çokça başarılıydı. Kendisi New York Times Book Rewiew tarafından verilen en iyi kitap illüstrasyonu ödülünü 7 kez kazanarak kendini kanıtlamış bir isim.

    Kitabın içeriğine geçmeden önce kitabın novella türünde yazıldığını belirtmek istiyorum. Novella: İngiltere' de ortaya çıktığı söylenen hikaye ile roman arasında bir ara form, gerisi '' uzun hikaye ''

    Kitap temelde insan kitap ve kader üçgeninde geçen bir hikayeye dayanıyor. Önce insanlar kitapların kaderini sonra kitaplar insanların kaderlerini değiştiriyor. Kitapta yer alan 4 kişinin de kendine özgü birer kitapsever olduğunu hatta bir ikisinin kendini kitaplara fazla kaptırdığını görünce insanın kitapla ne kadar içli dışlı olabileceğini daha iyi anlıyorsunuz.

    Bu kitabı okuyunca pek çok kitap kurdu arkadaş '' aman gardaş biz de kitap mı okuyormuşuz'' gibi reaksiyonlar gösterebilirler :)

    Kitap anlattığı olay bir yana söz arasında geçen onlarca kitap ve yazarla da ilgi çekiyor. Zira kitapta Siddhartha' dan Yüzyıllık Yalnızlık'a, Karamazof Kardeşler'den Aeneis'e kitapların: Borges'den Shakespeare'ye, Tolstoy, Kafka ve Camus'a yazarlar ismen de olsa anılarak bir tür iade-i itibar yapılıyor.
    Ancak şu bir gerçek ki yazarın Joseph Conrad'a ayrı bir sevgi ve hayranlığı var. Kitabını '' Büyük Joseph'in anısına'' yazmış ve öykünün temelindeki gizemli hikayenin gizemli kitabı da Conrad'ın '' Gölge Hattı'' kitabı.
    Kitabın gerçekten okunmaya değer olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Keşke yazar 90 sayfa değil de 500 sayfa yazsaymış. Ayrıca okuduğum ve temelinde kitap sevgisini barındıran kitaplar arasında açık ara iyi bir kitaptı diye düşünüyorum. Kitaplarla aranızda sıkı bir bağ olduğunu düşünüyor iseniz bu kitap size sadakatinizi sorgulatacaktır.

    Kitaptaki bir alıntı ile incelemeyi bitirmek istiyorum: '' İnşa edilen bir kütüphane yaratılan bir hayat demektir, yığılmış kitaplar toplamı değildir asla.''

    Okuyun, okutun bu kitabı..
  • "Hayallerini gerçekleştirebilirsin hemde kimseyi incitmeden" profesör