Üç odaklı gözlüğünü, ceketini, kravatını, ayakkabılarını çıkardı, jaluzileri, sonra perdeleri kapadı ve yatak örtüsünün üstüne uzandı. Ama uykusu gelmedi. Uykusu yerine gözyaşları geldi. Süzüldüler.
Zaman geçmek bilmiyordu. Biri saatlerle oynuyordu, üstelik sadece elektrikli saatlerle değil kurmalı saatlerle de. Saatimin akrebi bir atıyor, bir yıl geçiyordu, sonra bir daha atıyordu. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Bir Dünyalı olarak saat ve tabii takvim ne diyorsa inanmak zorundaydım.