Annabel Lee

Annabel Lee
@ladyjane
Biyolog
Yüksek Lisans
Bursa
4 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·412 syf.·
2019 3. kitabı
Caz müziğin en büyük efsanelerinden Miles Davis'in dilinden kendi otobiyografisini okurken o kadar çok şeye tanık oluyorsunuz ki; savaş sonrası amerikan caz müziğinin sürekli değişen ve gelişen süreçlerine, cazın neredeyse tüm efsaneleriyle dolu hatıralara, uyuşturucu ve alkolle yitip gitmiş dehalara, hüzünlü derin bir iç çekişle Bird'e, Coltrane'e, bir asi ve sürekli arayışta bir yaratıcı olarak Davis'in müzik ve hayat hakkındaki fikirlerine..... İçindeki müzik tutkusunun ışığında geçmiş, en dipten başlayıp, alkol, kokain ve eroin bağımlılığının pençesinde onlarca grup yüzlerce müzisyen binlerce mekanda geçen ve caz tarihini yeniden yazan bir hayat. “Dinle. Hayatımda duyduğum en büyük haz -elbiselerim üstümdeyken- 1944'te St. Louis, Missouri'de Diz ve Bird'ü beraber çalarlarken dinlediğim andı. On sekiz yaşındaydım, Lincoln Lisesi'nden yeni mezun olmuştum. Diz'le Bird'ü B'nin orkestrasında dinlediğimde kendi kendime, 'Ne? Nedir bu?' dedim. Öyle müthiş bir şeydi ki; korkunçtu. Dizzy Gillespie, Charlie 'Yardbird' Parker, Buddy Anderson, Gene Ammons, Lucky Thompson ve Art Blakey, hepsi bir arada; B'yi henüz saymadım: Billy Eckstine bizzat. Çok orospu çocuğu bir orkestraydı. O müzik içime işlemişti moruk. Müzik kanıma girmişti ve duymak istediğim tek şeydi. O orkestranın çalış şekli duymak istediğim her şeydi. Müthişti. Ve ben çıkıp onlarla çalıyordum'' open.spotify.com/album/4sb0eMpDn...
Miles DavisMiles Davis · Encore Yayınları · 201415 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Ama ben hep müziğin sınırlarının olmadığını, nereye gideceğinin, nasıl gelişeceğinin limitsiz olduğunu, yaratıcılığın kısıtlandığı anda öldüğünü düşünmüşümdür. İyi müzik iyi müziktir, ne tür olursa olsun. Sınıflandırmalardan nefret etmişimdir hep. Müziğin sınıflandırılmasına karşıyım.”
Baştan söyleyeyim, güzel kitap.
9/10
·576 syf.·
2018 217. kitabı
30'lu yaşlarındaki bir yazarın ilk romanı olarak şaşırtıcı derecede usta işi bir polisiye macera romanı. Doruk Ateş'in diğer kitabı Ölü Doğanları'ı okumuş ve çok beğenmiş, eserleri takip listeme mutlaka girecek yeni bir genç yazarı keşfetmenin keyfiyle alıp okudum Mabet'i. Aynı Ölü Doğanlar'da olduğu gibi ilk sayfalardan itibaren kitaba girmekte, olayın bir parçası olmada hiç sorun yaşamıyorsunuz. 30. sayfada ısınıveriyorsunuz. Polisiye olayın/soruşturmanın derinleşmesi, karakter oluşumu ve diyaloglar 10 numara. Milas bölgesinde yerleşik Karya Medeniyetini de içine alarak derinleşen ve zenginleşen roman üzerinde ciddi bir araştırma, inceleme yapılarak emek verildiği hissettiriyor. Wikipedia'dan okunmuş 2 madde ile tarih soslu boş polisiyelerden değil yani. Arkeoloji, tarih, yerli polisiye meraklıları ve polisiyeyi okurken edebi lezzetini de damakta arayanlar için keşfedilmesi gereken bir yazar ve eser.
MabetDoruk Ateş · Ez-de Yayınları · 201574 okunma
9/10
·364 syf.·
2019 26. kitabı
Bu yazın sonuna kadar yıllardır ilgilendiğim, bildiğim ve sürekli karşıma çıkan ama kaderin cilvesi bir türlü okumadığım 20 yy klasiklerini, baba kitaplarını okuma harekatımın ilk adımı olarak okudum Lolita’yı. Nabokov’u, kitabı zaten iyi biliyorum. Kitabın sinemadaki Kubrick ve A. Lyne uyarlamalarını da izlemiş ve okuyucu olarak beni neyin beklediğini bilerek elime aldım kitabı. Beklediğimi fazlasıyla buldum. Dönemine göre bu kadar cesur ve açık bir dil beklemiyordum. Nabokov anlatmak istediği duyguyu/tutkuyu yazarken hiç ket vurmamış kalemine. Resmen bombalamış. Yıllar sonraki Kubrick uyarlamasında bile kitaba göre çok daha muhafazar bir anlatım vardır. Baş karakterimiz Humbert'In 12 yaşındaki bir kız çocuğuna duyduğu hastalıklı tutkunun ötesinde keşifler barındıran bir eser. Humbert’ın karakterinin katmanlarını romanda geçen aralara gizlenmiş ufak ipuçlarından hareketle çözüp anlayabilmek, olanın kendisinin bize anlattığından nasıl da farklı olduğunu görüp şaşırmak… Romanı okurken fark ediyorsunuz ki aslında anlatılanların birden çok gerçeklik düzlemi var. Kitabı bitirip kapağını kapattığınızda elde kalanın pornografik bir bayağılıkla ilgisi yok. Has bir edebiyat lezzeti, usta işi bir dil kullanımı ve hayran olunacak anlatım teknikleri… Büyük bir yazarın güzel bir romanı.
LolitaVladimir Nabokov · İletişim Yayınevi · 20193,526 okunma
6/10
·424 syf.·
2019 25. kitabı
Yerli polisiye romanları bir süredir takip ediyor ve okuyorum. Beni şaşırtan çok beğendiğim, yeni tanıştığım eserler de oldu. Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği ile de bu aşamada tanıştım ve takip ediyorum. Birliğin ön ayak olduğu ve 21 yazarın hikayesinden oluşan bu kitap hem zaten romanlarını okuyup takip listeme aldığım yazarların hikayeleri okumak hem de yeni yazarlar keşfetmek için önemliydi benim için. Şöyle ilginç bir şey oldu; zaten bildiğim yazarların hikayelerini beğenemedim ancak yazdığı polisiye roman varsa mutlaka okumalıyım dedirten bir kaç yeni isimle tanıştım. Diğer yandan polisiye türüyle öykücülüğün ne kadar bağdaştığı, 20-40 sayfalık bir öyküde polisiye kurguyu yaratmanın mümkün olup olmadığı ve türün büyük yazarlarının öykülerinin polisiye edebiyat külliyatındaki yeri nedir? gibi sorular da aklıma geldi. Sanırım Sherlock Holmes'un bazı öykülerini saymazsak polisiye temel olarak roman türü üzerinden ilerliyor. Sonuçta, kesinlikle çok daha fazla ilgiyi hak eden türkçe yazan polisiye yazarları keşfetmek, ilgi duymak için güzel bir toplama bu kitap ancak polisiye merak, heyecan ve lezzet açısından çoğu öykü bende iz bırakmadı....
KanlakarışıkKolektif · Çınar Yayınları · 201854 okunma