Kültürü tematik, tarihsel, yapısal olarak merkeze alan rönesans’tan medreseye, matbaadan medeniyete şekil veren kavramlara yeni pencereler açıyor, tabula rasa’ları yeniden tanımlıyor.
Romantizm ilkellik ve saflıktır; gençliktir, yaşamdır; doğal insanın coşkulu yaşam duygusudur. Fakat aynı zamanda solgunluk, ateş, dekadans ve "yüzyılın hastalığı"dır. Romantizm ölümdür. O nostalji, rüya, tatlı ve acı melankoli, yalnızlık, sıla hasreti, yabancılaşma duygusudur. Enerjidir, güçtür, iradedir; ama aynı zamanda kendine eziyet etmedir, kendini tüketmedir ve intihardır. Romantizm, tekil olana sadakattir. Hem güzel hem çirkindir. Hem "sanat için sanat" hem "toplumsal kurtuluşun aracı olarak sanat"tır. Güç ve güçsüzlük, bireycilik ve kolektivizm, devrim ve karşıdevrim, barış ve savaş, yaşamı sevmek ve ölümü istemektir. Hem Tanrı'ya inanmak hem ona isyan edecek gücü kendinde bulmaktır. O dinin estetize edilmesi, sanatın ilahileştirilmesidir. Romantizm bir muammadır.
Bu kitap önce “Yersiz Cümleler” adıyla tasarlandı. Niyetim sağda solda kalmış ve hiç yayınlanmamış onca cümleyi bir araya getirmek, bir bakıma onlardan kurtulmaktı.
Fakat cümle bu. Bir kez kapısından girince gazete ve dergilerde kalmış yazıları da taradım. Derken hızımı alamadım, bütün kitaplarımı okudum yayımlandıklarından sonra ilk kez, “Yerli Cümleler”e de el attım.
Sonra? Bütün cümleler yerli-yersiz birbirine karıştı.
Yerli Yersiz Cümleler'in hikayesi bu.