Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı, aydınlatamadın. Bir vücudu vardı, besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvanî duyguların, cehâletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabiî ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.
Livaneli kendini tekrarlıyor, her kahramanı İsveç’e gidiyor mutlaka, durup dururken devlet onları arıyor suçluyor işkence ediyor vs. Kitaplarında artık sadece kahramanların ismi değişiyor, öykü, şehirler ve karakterin iç sesi hep aynı. Zar zor bitirdim kitabı çünkü daha önce okuduğum yaklaşık 9 Livaneli romanına çok benziyor.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,5bin okunma