Öncelikle romanın merkezinde yer alan cinsellik, Vian’ın amacı ne olursa olsun –ister provokasyon ister toplumsal eleştiri– yapıtın etik ve estetik dengesi açısından ciddi sorunlar yaratmakta. Bundan kaynaklı ne kadar sürükleyici, bir saatte bitecek bir kitap olursa olsun hiçbir şekilde ne doyurucu bir okuma ne de gerekli.
Her şeyden önce, romanda cinsellik, insan ilişkilerinin doğal ve karşılıklı rızaya dayalı bir parçası olarak değil; güç, intikam ve şiddetin bir aracı olarak kurgulanmışt. Vian’ın karakteri Lee Anderson, kadınlarla girdiği cinsel ilişkilerde hem duygusal bağdan yoksun hem de eylemlerini neredeyse sistematik bir yıkıcılık üzerine kurar. Bu bağlamda cinsellik, metin boyunca adeta bir "cezalandırma" ya da "aşağılama" biçimi olarak işlev görür.
Vian’ın betimlemeleri zaman zaman pornografik sınırları zorlayacak kadar ayrıntılı ve fetişisttir; ancak bu ayrıntılar herhangi bir estetik veya edebi gerekçeyle açıklanamayacak düzeyde. Yazarın bu sahneleri kışkırtıcı bir dil ve çoğu zaman kadını nesneleştiren bir bakış açısıyla sunması, romanın özgünlüğünü değil, etik zaaflarını öne çıkarmış. Kadın karakterlerin çoğu yüzeysel, tek boyutlu ve erotik fantezilerin taşıyıcısı konumunda.
Eserde cinselliğin bu şekilde araçsallaştırılması yalnızca kadın karakterleri değil, okuyucuyu da rahatsız edecek ölçüde. Romanda yaşanan cinsel şiddet sahneleri, hiçbir zaman eleştirel bir çerçeveye oluşturmamakla birlikte; aksine, dramatik yapı içerisinde sıradanlaştırılmış, hatta erotize edilmiş... Bu durum, yalnızca kötü bir anlatı tercihi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri ve şiddet ilişkileri açısından da sorunlu.
Vian’ın toplumsal eleştiri yaptığı savunulabilir –ırkçılık, sınıf çatışması ve Amerikan güneyine dair çarpıcı gözlemleri olduğu inkâr edilemez– ancak