Nurdan Girgin

Nurdan Girgin
@lapisllazulli
Kitaplar, zamanın büyük denizinde dikilmiş deniz fenerleridir. Heryo Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Cemil Meriç Bibliosmia
Edebiyatımızda bir yeni tür: Mensur Şiirler
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2022 39. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2022 23:37
Merhabalar. Halid Ziya Uşaklıgil’in yepyeni bir türün edebiyatımızdaki ilk örnekleri olan  Mensur Şiirler ve Mezardan Sesler eserlerinin incelemesine, öncelikle Uşaklıgil’in edebi portresinin genel çerçevesini çizmemin ardından son bölümde yer vereceğim. Vaktinizi ayırıp değerlendirirseniz teşekkür ederim.   Halid Ziya Uşaklıgil’in, genellikle Aşk-ı Memnu, Mai ve Siyah romanlarıyla tanındığı, oysa romandan anıya; anıdan hikayeye ve mensur şiire kadar pek çok türde eser vermiş, sadece modern Türk  romanının değil; modern Türk edebiyatının da öncülerinden  ve Servet-i Fünun döneminin mahiyeti büyük yazarlarından olduğu malumunuzdur. 21. yy’da ulusların ayakta kalabilmeleri büyük ölçüde kültürel aktarımın edebiyatla idrake kabilinde, Uşaklıgil’in eserlerinin modern Türk edebiyatı klasikleri arasında yer alması bizlerin istifade etmesi açısından değerlidir. Mehmet Kaplan Hoca, Halit Ziya için, “Kahramanlarının ihtiras ve duygularını tahlil etmeyi, onları muhitleri içinde göstermeyi esas gaye bilerek, sanatkârane bir üslup ile Türk dilinde hakiki batılı romanı o yarattı." diyerek üslubunun önemi ve yeniliğini ortaya koymuştur.  Uşaklıgil, Ferdi ve Şürekası’na kadar  yazdığı romanlarında romantizm etkisinde kahramanların duygularını anlatıcının bakış açısıyla verirken; Ferdi ve Şürekası romanı ile birlikte realizm ve natüralizm etkisiyle olay örgüsü ve şahıs portlerinde gerçekçi tutum takınıp anlatıcı yorumunu sınırlayarak Türk romanının realist bir zemine oturmasını sağlamıştır. Türk romanı üzerinde kitabı olan Robert P. Finn’e göre Aşk-ı Memnu  “Türkçede  yazılmış   tekniği en kusursuz romandır belki de.”  Selim İleri de modern romancılığımızın en büyük klasiği olarak görür Aşk-ı Memnu'yu. Üslup ve yeniliği şüphe götürmez eserin içrek özelliği nedir peki? Evet, Behlül ve
Mensur Şiirler - Mezardan SeslerHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 201762 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2021 123. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2021 00:35
"Senin ruhun bütün dünyadır." SİDDHARTHA Hermann Hesse'nin budistler tarafından tüm dünyada buda(sanskritçe: uyanmış kişi) olarak kabul edilen Prens Siddhartha Gautama'nın hayatını Budizm felsefesi üzerinden "Bir Hint Masalı" alt başlığı ile yayınladığı eseridir. Siddhartha Gautama (Gotama Buda) kimdir? MÖ 563-483 arasında Hindistan'da yaşamış Budizm'in kurucusu ve ruhani öğretmendir. Budistler tarafından tüm dünyada Buda olarak kabul edilir. Babası Suddhodana, Şakya kabilesinin kralıdır. Babası, oğlu Siddhartha'nın kendinden sonraki kral olmasını istemiş; oğlunun sokaklarda ölümü, hastalığı, yaşlılığı görmemesi için saraydan uzaklaşmasına fazla izin vermemiştir. Siddhartha Gotama, Hint Tanrı'sı Brahma'ya kendini hayatının sonuna kadar insanlığı acıdan kurtarmaya adayacağına söz vermiştir. 29 yaşındayken tek oğlu Rahula'nın doğumundan kısa bir süre sonra çocuğunu, karısını ve şehrini terk etmiş; çilenin ve acıların kurtuluş yolunu aramaya koyulmuştur. 6 yıl boyunca Ganj Vadisi'nde çilekeşler gibi dolaşmış, çinicilik öğretilerini sıkıca uygulanmış ünlü din eğitmenleri ile bir araya gelip çalışmış fakat belli bir süre sonra bu dinlerin ve bilgilerinin onun amacına yönelik olmadığını anlayarak vazgeçmiştir. Derin düşünme (meditasyon teknikleri) ile kendi yolunu aramaya çalışmıştır. Budizm Farklı bakış açılarına göre din veya felsefe olarak tanımlanan Budizm'in hedefi;  hayattaki acı, ıstırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak ve bunları gidermenin yollarını göstermektir. Budizm'de öğretilerin ana çatısını meditasyon gibi içe bakış yöntemleri ve reenkarnasyon denilen doğum-ölüm döngüsünün tekrarı ve karma denilen neden-sonuç zinciri gibi kavramlar oluşturmaktadır. Budizm "Büyük Dinlerin" temel inançlarından tamamen farklıdır: Kalıcı bir varlığı ve ölümlü ruhu
Kişisel Gelişim
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
İncelemem, kitabı bitirmeden yapılmış bir inceleme olarak, sanıyorum ki, hafızalara kazınacak. Kitapla ilgili yapılan alıntılardan etkilenip gerçek anlamda içime sinen bir hevesle tedarik edip okumaya başlamıştım yapıtı. Eser Pessoa'nın bir yan kişiliği diyebileceğimiz Bernardo Soares imzalı, "Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum." satırlarıyla başlayan, günlük şeklinde oluşturulmuş deneme türünde yazılmış bir ıstırap, huzursuzluk kitabı tabiri caizse bana göre. Kabul etmeliyim eserin üslubu beni, okumaya başladığım andan itibaren mıknatıs gibi adeta kendine çekmişti. Hiç abartısız kullanılan imge, mecaz, sembol, çağrışım, imaj, sözcük oyunları bütün dil hususiyetlerinin çarkını kıracak iddiayı bünyesinde barındırıyor. Edebi lezzeti ciddi anlamda çok değerli bu bakımdan. Fakat, eserin ruha tesir eden öyle bir yanı var ki, insanın duygularında ıstıraba yol açıyor, sözün saatlerce düşünülecek anlam katmanları arasında sizi hem hapsediyor hem de sizin kurtuluşunuza imkan vermiyor. Bilinçte uyandırdığı yankının sarsıcı etkisi, yazarın da bence içinde olduğu derin melankoli ve depresif ruh halini bünyede kalıcı kılıyor ki okumaya devam ettikçe de bu duygudurum artarak devam ediyor. Yapıtla baş başa kalmak, yapıtın dünyasına girmek öz güven, cesaret ve sağlam bir ruh ile psikolojiyi beraberinde istiyor. Zaten zor olan dünyayı daha da zorlaştırıcı bir etkisine kapıldığımı kendi adıma söyleyebilirim. Eğer zor zamanlardan geçiyorsanız, eğer psikolojik olarak tanılı bir anksiyete ya da obsesif bozukluklar içeren rahatsızlığınız varsa, antidepresan kullanıyorsanız süreci zorlaştıran ve depresyon ilaçlarının, tedavinin etkisini kıran enerjiyi hissetmeniz kaçınılmaz olabilir. O yüzden lütfen sağlam bir ruh hali ile günde en çok bir doz olarak
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
Ah canımın yongası! Fikrimin ince gülü… Şükrü Erbaş.. Şiir bir denizse dalgaların aksini muhayyileden çıkaran, insan ruhunun tüm serzeniş ve inleyişlerini buzlu suyun yarattığı titreyişle hissettiren, modern şiirin dimâğını kırık fay hatlarında canlandıran, öylesine ruhu kendine getiren, öylesine ruhu diyâr alem gezdiren üstâd.. Kuş Uçar Kanat Ağlar eseri 2018 yılında yayınlanmış Behçet Necatigil Ödülü almış bir şiir kitabı. Bu eseriyle Behçet Necatigil'in de belirttiği gibi şiir-hikaye diye, şiirle hikaye arasında ortak bir türle yenilik yaratmış. Boğazımızda kuruyan yalnızlığı evrensel bir acıyla tasvir etmiş; kalabalıkta kaybolmuş hayatımızı yalnızlığımızla, yabancılığımızla ilintilemiş; doğayı büyük olgulardan da üstün kılmış; ölümün acısını, öldürmeyen bir hançerin yüreğimize saplanan anki verdiği ıstırabıyla dondurmuş kanımızı; geçmişimizin pıhtılaşmış çaresizliğiyle kangren etmiş ruhu… Yine de fesleğenli gülhatmiden vazgeçmemiş Erbaş. Şiirlerinin derinlerinde psikolojik sarsılmalarını, duygularının kırılma noktalarını evrenselleştirmekten çekinmemiş, kelimeleri zıt çağrışımları altında yeryüzüne serpmiş, çocukluğu olmayanın büyüklüğünü zamanın içinde zıtlıklar kaybına devirmiş. "Akrep de yelkovan da iki kaşının arasında durdu." Onunla birkaç sene evvelki tanışmamın geç kalınmış burukluğunu da anlatan kelimeleri olsa keşke Erbaş'ın. Ölüm için hissedilen acı kalıplaşmış sanırdım, insanın ölüm ve getirdiği yalnızlık için söyleyebileceği başka ne kalmış olabilir ki diye düşünürdüm yalnızlığın saçaklanışını Erbaş duyurmadan önce. Onun kaleminde evler, ağaçlar, rüzgar, sesler, kediler, serçeler, güneşler nasıl donduysa benim fikrimi de aynı derecede donduran satırlarla sonlandırmak istiyorum sözlerimi: "Sen evden çıktın ya, eşik önünden aktı, pencere ardından koştu.
Kuş Uçar Kanat AğlarŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınları · 20195,5bin okunma
10/10
·64 syf.··
2021 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2021 23:56
Daha önce birçok insanın, kişilerin/kişinin kurduğu ve inandığı yargılarıyla, idrakine, beynine, vicdanına kadar tecavüze uğradıklarına, bu kişilerin/kişinin geçirdikleri yargı zincirlerini, kendilerine ait doğal bir yapı olduğuna inandırılmak ve sindirilmek cüretkarlığıyla haksızlığa uğradıklarına, etim, kemiğim ve kalbimle şahit olduktan sonra bu kitaba sadece Sokrates'in kendini savunması olarak bakamadım. Sokrates'in hayatına mal olan inandığı ve savunduğu değerlere olan bağlılığı, her ne kadar MÖ 300'lü yıllara dayansa da, günümüz insan ilişkileri ve ahlak yargısı ile derinden bağ kurmama neden olan bir bakış açısı yarattı. Platon'un bu eserini okurken aldığım lezzet şüphesiz bu sebeple iki katına çıktı diyebilirim. Eser, Sokrates'in günümüz psikoterapinin de kaynağı olan kişilerin inanç ve bilgilerini sorgulama yöntemiyle, kentin tanrılarına inanmamak, gençleri doğru yoldan ayırmak gibi suçlamalarla çıkarıldığı mahkemedeki yasal savunması sırasında yaptığı konuşmayı içeren bir Sokratik diyaloğudur. Mahkeme üyelerinin baskısıyla ölüm cezası almamak için felsefesini icra etmekten vazgeçmeyi, bir askerin savaş meydanında ölmekten korkup da geri çekilmesine benzetir Sokrates. Yaşadığı müddetçe felsefesini yayıp herkesi erdeme ulaştırmak için sorgulayacağını, zira sorgulanmayan yaşamın yaşamaya değer olmadığını belirtmesiyle ölüme mahkum edilmiştir. Platon, tüm çarpıcı gerçekliği ve çıplaklığı ile süreci, akıcı ve yalın üslubuyla gözler önüne serer. İncelememe Emine Işınsu'nun sözleri ile son vermek istiyorum: "Oysa bedenler, beyinler ve sevdalar, bu toprağa gübre olabilir, iş ki çiçekler her yıl yeniden büyüyebilsin! " Umutla kalın.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Panama Yayıncılık · 202164,7bin okunma