" En baştaki sorun dil" dedi sultan. " Bunu unutmayın, ilk önce dillerini unutup karıncalıktan çıkacaklar, fil olmak için can atacaklar. Durmadan fillere öyküneceklerdir. Her karıncanın içinde bir fil padişahı yatacak. Karıncaların kellelerini kesmektense, dillerini kesmek daha doğrudur."
Karınca başkaldıran bir yaratıktır, fillere öykünmeleri onların tüm özelliklerini yitirdiklerini gösterir. Bitmişliklerini, yüreklerinin tükenmişliğini, içlerinin çürümüşlüğünü...
" O kadar ağır işler yükleyeceğiz ki onlara, düşünecek bir anlık bile zamanları olmayacak. Bu karıncalara hiçbir zaman başlarını bile kaşıyacak bir süre tanımayacağız. Hep iş, hep çalışma, hep açlık, hep yoksulluk, hep gelecek korkusu içinde olacaklar. Bu korkular onları kör, sağır, sersem, beyinlerini işlemez yapacak. İnsanfiller, insankarıncalara hep bunu yapar.
" şimdi dinle beni ulukepez kardeşim," dedi. "Zinhaar ilk işimiz karıncalara filceyi öğretmek olacak. Karıncaların kendi dilleri yoktur, varsa da yetersizdir, anladın mı? Varsa da üç beş sözcüktür. Üç beş sözcükle de bu dünya yaşanmaz. Dünyada bir tek dil vardır o da fil dilidir."