Ama ne var biliyor musunuz? Bazı şeylerin hayatınıza giriş nedeni kendileriyle ilgili değil. Onları bir işaret, başka yazıları okumak için vesile olarak görmek gerek. Sanırım o da öyle bir şeydi. Geldi ve kendisi dışında bir yerleri işaretleyip gitti.
Her şeyin eninde sonunda geçeceğini bilmek, bir yandan şefkatli bir sığınak, bir yandan da karanlık bir mezardı. Boşluğa anlam katan ve bütün anlamların içini boşaltan bir bilgiydi.
Kendime öfke duyduğum doğruydu. Ancak bu yeni değildi. İçimde bi yerlerde filizlenmiş sarmaşık gibi, senebesene yayılmış, ruhumu kaplamıştı. Evvela olmak istediğim insana sırtımı dönüp selam vermeyeceğim birine dönüştüğüm için öfkeliydim kendime.