Hayır, yanıt hayır. Çünkü dönüp durduğum zamanlarda, ya da hiç sızlanmadan, onurumdan ödün vermeden bir kafenin terasında, ya da bir metronun ağzında, şapkamı uzattığım o etkileyici anlarda bile, bilirdim bunun ben olmadığımı, burada olduğumu bilirdim, başka bir sadaka istediğimi, varolmak ya da yok olmak istediğimi, daha da iyisi hiç var olmamış olmayı istediğimi. Ve boşuna yaşlanmış el sadakayı bırakırdı, ve yaşlı ayaklar da sürüne sürüne uzaklaşırdı, herhangi birininkinden de daha boş bir ölüme.