Adlandırılamayan

Samuel Beckett
Çevirmen:
Nail Bezel
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı:
170
Basım Tarihi:
1992
Yayınevi:
Ara Yayıncılık
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·170 syf.··
2021 4. kitabı
Bu iskencenin yegane sonucu;yıkıcı ve neticesi olmayan bir mahkumiyet altına yeniden girmeye razı olma halidir."Adlandırılamayan"ın sonuç bölümünden geriye kalan budur: Devam etmek gerekiyor. Devam edemiyorum.Devam edeceğim..
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Ara Yayıncılık · 1992260 okunma
6/10
·170 syf.··
2018 11. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2018 11:30
Haksızlık ya da saygısızlık etmek istemem ama gerçekten beyin yakan bir kitap olduğunu söylemeliyim, kesinlikle bir özeti yok, bir anlamı yok, bir mesajı asla yok. Neden okuyorum bunu diyorsunuz kendinize. Benim okumam ders ile alakalıydı o yüzden ilk iki kitabını okumadım belki ondan mütevellit bende bıraktığı bu izlenim. anlamsızlığın içinde bir anlam belki. Ya da tam tersi. Böyle etkileri var işte hiç bir şey gerçek değil ve tek bir doğru yok, bu söylediklerim doğru olmayabilir de. Beckett'in dediği gibi "Aporia" yani çıkmaz, gerçekten işin içinden çıkamıyorsunuz. kim olduğu belirsiz ya da ne olduğu, ben bilinç altının Beckett'la konuşması olarak yorumladım ama sizin için anlatıcı farklı olabilir çünkü dediğim gibi tek bir doğru yok sadece sorular var ! iyi okumalar.
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Ara Yayıncılık · 1992260 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2023 23:12
"Nasıl adlandıracağım adlandıramadığım sözcüklerimi?" diye soruyordu Beckett, Hiç İçin Metinler'de. Adlandıramadığı her şeyi Adlandırılamayan'a sığdırmış sanki... Burada zaman yok, mekân yok, uzam yok, keza bir gerekliliği kalmamış olan beden de yok. Konuşan kişiye ait biçimsiz bir biçim var yalnızca; kim olduğunu, nerede olduğunu bilmediğini söyleyen, zincirlerinden boşanmış sözcüklerle durmaksızın konuşarak sessizliğin ardına düşen bir zihinden ibaret o belki de artık. "Konuşmak zorundayım, sürdürmek zorundayım" diyor, "boşuna yaşamamış olmak ve sonra susabilmek için konuşmak zorundayım." Yığınla olayı, olguyu, gözlemlerini, düşüncelerini, hislerini boca ediyor üzerimize. Mahood ve Worm, önce onu konuşmaya zorlayan efendinin iki ayrı görünümü olarak çıkıyor karşımıza. Sonrasında her ikisinin de anlatıcının alt kimlikleri olduğunu fark ediyoruz. (Bir harfini/bir parçasını yitirmiş olan 'manhood' mu? Manhood: erkeklik, insanlık. Worm'un mânâsının kurtçuk, larva olması peki? Beckett labirenti...) Bir noktadan itibaren tüm kurmacalar, kişiler, öyküler bertaraf ediliyor. Kaotik bir içsellik deneyimi içinde, bir karadeliğin çekimine kapılmışçasına (ve okuru da oraya doğru çekerek) kâh bizimle kâh kendi kendisiyle konuşan, yazarın ta kendisi aslında. Yankının Kemikleri'nde "görmüyor musun, kayboluyorum" dediği düşüyor aklıma. Yaşamın kargaşası içinde kaybolmuş, o kayboluşta "devam edebilmek" için bir yol arayan ve ısrarla devam eden, bu yolu tek dayanağı olan sözcüklerle kuran, kimi zaman bir döngüselliğe hapsolan, sıradışı bir zihnin muhteşem akışı Adlandırılamayan. Çokça hüzünlendiren, bazen epey güldüren; hayatın gündelik/göstermelik yanlarının kıyısında duranları uzunca düşüncelere daldıran, bambaşka derinliklere sürükleyen bir söylem. Bütün güzellemelerimizi yerle
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 23:22
#maloneölüyor üçlemenin ikinci kitabı, Beckett bu kitapları üçleme olarak kabul etmiyormuş ama aynı karakterin alternatif halleri olduğu için edebiyat otoriteleri üçleme demiş (kimler bilmiyorum :)). Molene’de Molloy’e göre daha edilgen bir karakter var, fiziksel engelli, dünya ile bağlantısı yok, bir sopa yardımıyla nesnelere ulaşıyor. Yine bir odada hikaye yazıyor ve anlattığı karakter üzerinden Malone’ye dönüşmesini anlatıyor, yine bir döngü var. Karakteri fiziksel olarak güçlüyken, zihinsel olarak eksik. Bedensel engeller arttıkça karakterinin zihinsel yönü güçleniyor. Beden ve bilinç çatışması, karakterin ismini anlatının yarısında değiştirmesi ile verilen düalite ile sürekli bir sorgulama durumu. Üçlemede en zorlandığım kitap oldu. #adlandırılamayan da anlatıcı fiziksel olarak handiyse yok sadece bir ses. Zihninin çıkmazlarında sürekli sorgulama hali ve dili, sözcükleri de sorguluyor. Mahood ve Worm adlı iki kişiden bahsediyor, bu karakterlerle ilgili farklı görüşler olmakla birlikte benim için diğer benlikleriydi, zaman içindeki farklı halleri. Üçleme de görülen genel izlek ki Beckett’in okuduğum diğer kitapları da öyle, dış dünyadan kopan, bilinçsel düzeye çekilen bir karakter, yaşadığı çatışmalar anlatımda sürekli birbirini yalanlayan ifadelerle veriliyor. Gittikçe hiçliğe daha yakınlaşan bir karakter oluşumu, olay örgüsü azalıyor ve hiçe indirgeniyor zaten klasik anlatılarla karşılaştırıldığında olay örgüsü yok. Metni takiplemek de zorlaşıyor, esirime halinde noktasız, virgüllerle bağladığı cümleler var, tek tek cümlelerin anlamı değil de genel bir his oluşuyor. Boşluk. . Beckett Samuel Beckett ile Görüşmeler kitabında Charles Juliet’in Doğulu düşünürler ile ilgili sorusuna şu cevabı veriyor: Onlar bir çıkış yolu önerirler, bense bir çıkış yolu olmadığını
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2023 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 17:48
Merhaba ×3 Bu kadar yorucu olmak zorunda mıydı gerçekten? İlk iki kitapta alınan keyfin bedeli son kitapta ödendi resmen. Önce yemeği sonra tatlıyı yedik en son da hesabı ödedik. "Adlandırılamayan" tam anlamıyla kendi kendine özgürce saçmalama metniydi. Kimin kim olduğu önemli değil, herkes herkes olabilir. Ya da herkes tek bir kişi olabilir. Beynim çorba oldu, bitirdim ama nasıl bitirdim. Arka kapak yazısı belki biraz daha fikir sahibi olmanıza yardımcı olabilir. "Beckett, zembereğinden boşanan dilin, bir daha asla kapanmayacak, asla susmayacak bir ağzın ve olanları durgun bakışlarla seyreduran bir çift gözün seslenmelerine, sessizlenmelerine indirgedi, karakter denilen asırlık illeti." Kendimce kitabın özeti olduğunu düşündüğüm alıntımı da ekleyip gidiyorum müsaadenizle. Hep böyle oluyor. Soracak sorum kalmıyor ama ağzımdan hiç durmadan dökülüp duruyor onlar. Bunun nedenini bildiğimi sanıyorum, söylem, bana mal edilmeyen, beni sessizliğe bir hece bile yaklaştıramayan bu gereksiz söylem durmasın diye. Kitapla kalın.
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
Şizofrenik Sesler
7/10
·208 syf.··
2019 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2019 14:37
Usta yazar Beckett'in üçlemesinin son halkası olan bu romana 'Adlandırılamayan' denmesine rağmen yazar, muhabbet içerisinde bulunduğu kanımca şizofrenik olan seslere, muhabbetin - konuşmanın seyrine ve hatta konuşma içeriklerinin değişim safhalarına göre isimler bulabilmiştir. Sesler derken burada konuşan aslında yazarın kendisidir fakat yazar kendi kendine konuştuğunu kabullenemiyor mu bilmiyorum fakat kendinden gelen sesin karşıdan geldiğini savunuyor. Nasıl anlatsam bilemiyorum, şöyle söyleyeyim; yazar, kendi konuştuğunu - anlattığını başkası anlatıyormuş gibi yapabiliyor, şöyle de söyleyeyim bazı sesler var fakat birileri yok, seslerini duyuyor hareket ettiklerini göremiyor, sonrası şöyle söyleyeyim bedenin sahibi yazar olduğu için sesler de yazarın savunduklarına saygılı olmak durumundalar fakat her zaman da saygılı olmuyorlar. Üç farklı isim kazanıyorlar bu seslerimiz aslında nereden bakarsanız bir kişi var konuşan fakat yine de bu konuşanın yazarın kendisi olduğunu kesinlikle savunamayız. Neyse ney, yazar üçlemesinin bu son kitabını Molloy'dan, Malone'dan sonra yazmıştır haliyle fakat bu sonuncusunu yazmadan evvel araya Godot'yu Beklerken isimli sansasyonel oyunu girmiştir. Benim nacizane düşüncelerime göre yazarın kendisi de Godot'yu bekledikten sonra dahası Vladimir, Estragon, Pozzo ve hatta Lucky gibi tiplemerle tanıştıktan sonra Molloy, Moran, Malone hiç alakalı değil fakat Murphy'den dahi pişmanlık duyar ve bu karakterlerin yetersizliğinden dem vurur. Bu dem vurma görevi Basil isimli şizofrenik sese yüklenmiştir. Ses, bu karakterler hakkında her eleştiriyi çekinmeden yapar, zaman zaman karakterlerin kendileri de dillenmiş gibi olur, hatta uzaktan uzağa yazarı takip bile ederler. Sonra efendim, diğer konuşmacı şizofrenik sesler bunlar; Mahood ve Worm'dur,
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2020 10:38
Tiyatro iyidir.. Sanat iyileştirir.. Tiyatro ve oyunculuk yolunda tanışmış olduğum Samuel beckett'in; bir oyuncunun tiyatro sahnesinde oynamaya and içeceği bu 3 şaheser monologu, sadece tiyatro oyuncusunun değil seyircisinin de zevkle okuyacağı ve her satırından her sayfasından hayatına dair irdelemeler yapacağı muhteşem eserleri.. Molloy.. Malone ölüyor ve adlandırılamayan.. Ve Üçlemenin son kulvarı olan adlandırılamayan da beckett, molloy ve malone ölüyor da olduğu gibi, (tahminimce 20 metrekare olan) bir odanın içine dünyaları sığdırarak Wiiliam Shakespeare'in VAR OLMAK MI? YOK OLMAK MI? Sorusuna rahatlıkla cevap verilmesine de ayna tutmuş bir bakıma. HiÇ'lik ve VARLIK arasında anlatılan satırlardaki ağır aksak hatta yerinden Kımıldamayan kahraman gibi, kitabın okunması da son derece ağır ve metazori ilerliyor fakat zor olan her şeyin güzel olduğu ve mutlaka iyi bir sonuca varacağı bilinciyle okununca üçlemenin insana verdiği mesaj anlamına anlam katıyor. "Ben oldum. Tamam artık" dedikten sonra kaç yaşında olursak olalım aslında daha yeni başlıyor olduğumuzun kanıtıdır Samuel beckett! (Bilhassa oyunculukla ilgilenen arkadaşlara naçizane küçük değil BüYüK bir tavsiyem üçlemenin herhangi bir kitabından herhangi bir pasaj bir tirat çıkarın ve oynayın daha iyi anlaşılacaktır anlatılmak istenen) Yaşasın Tiyatro
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2023 00:00
Okuduğum en zor kitaplar listesinde ilk 10'a girer rahatlıkla. Serinin son kitabı ve bana göre hepsini derleyip toplayan kitabı. 40. sayfadan sonra satırbaşı yok sonuna kadar. Uzun ve algılaması zor cümleler bütünü. Zamanı ve sabrı olan okusun.
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
Samuel Beckett Külliyatı #4
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 20:12
Samuel Beckett’in Molloy ve Malone Ölüyor ile başlayan yıkıcı üçlemesinin son durağı olan Adlandırılamayan kitabının sonuna geldim. Edebiyatın sınırlarının tamamen buharlaştığı, bedenin, mekânın ve hatta kimliğin ortadan kalktığı bir sıfır noktasının doruğunda kitap sona erdi. İlk kitapta çürüyen ve sürünen beden, ikinci kitapta bir yatağa hapsolmuştu. Bu son kitapta ise beden tamamen kayboluyor; geriye sadece hiçliğin ortasında, karanlıkta asılı kalmış, durmadan konuşmak zorunda olan bedensiz bir ses kalmış. Adlandırılamayanda ki ses, zaman zaman kendini kolları ve bacakları kesilmiş, bir restoranın önündeki menü tabelasının altında bir kavanoza yerleştirilmiş "Mahood" adında bir varlık olarak kurguluyor. Zaman zaman da hiç doğmamış, karanlıkta sürünen kör bir solucan olan "Worm" olduğunu iddia ediyor. Dış dünyayla bağlarını asgariye indirmiş, insan yüzlerinden kaçan ve sadece bir atölyenin sınırlarına hapsolmuş bir zihnin içerisinde militli hissettim kitabı okurken kendimi. İşin ilginç yanı ise kitabın en trajik paradoksunda yatıyor: Ses, susmak ve sonsuz bir hiçliğe gömülmek ister; ancak var olabilmek için kelimelere mahkûmdur. Üstelik kullandığı bu kelimeler bile ona ait değildir; "Ötekiler" (toplum, din, kurallar, tarih) tarafından ona zorla öğretilmiş, ağzına tıkıştırılmıştır. Kendi dilini bulamadığı için sürekli başkalarının kelimeleriyle geviş getirir. Bu durum, sanatından ve müşterilerin siparişlerinden iğrenen, ilhamdan yoksun ama hayatta kalmak (kirayı ödemek, bedeni doyurmak) için o mekanik portreleri üretmeye devam etmek zorunda kalan bir ressamın durumuyla büyük bir felsefi akrabalık taşır. Çizilen her bir portre, tıpkı kitapta ki sesin kurduğu her bir cümle gibi, sanatçının kendisine ait olmayan, başkalarının (müşterilerin) dayattığı bir yabancılaşma
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 200. kitabı
Beckett Üçlemesi (Molly-Malone Ölüyor-Adlandırılamayan) Bir ses var içimde benim sesim mi yok değil bu başka birinin sesi, devamlı yazmamı söylüyor, o ne derse onu yazıyorum ben. Sadece yazmak, sadece söz var gerisi gereksiz bir takım nesneler belki yazmam için gerekli nesneler sadece. Bir bedene bile ihtiyacım yok, bir ağız olsam hatta ağıza da gerek yok, sadece düşünce olmak, sadece bu önemli. Düşüncelerimden ibaret olmak beni ben yapan tek gerçek ancak budur özgürlük. Kitapları bitirdiğimde peş peşe sıralanan cümleler bunlar oldu. Sanki felsefeyle dolu bir beynin içinden çıkmış gibi. İlkçağ felsefesinden günümüz felsefesine kadar hepsinin bir tartışmasının yapıldığı tüm filozofların orda tek bir beyinde olması, varlığı oluşturması gibi. Var olmak, kendin olmak, Ben, Tanrı, zihin, beden, yaşam, ölüm… Tüm bu yorucu ve yoğun tartışmalar yorucu fakat yoğun bir okuma isteği de yaratmıyor değil. Kitaplar bittiğinde bu atmosferin havasından çıkmak çok zor ve belli bir süre etkisini yitirmiyor. Üçlemenin konusundan bahsetmek çok kolay değil, ikili okuma gerektiriyor öncelikle, yani tek bir konudan bahsedemeyiz ama benim çıkarsamalarıma göre ‘’ölüme yaklaşan bir insanın, kendini bulma çabasında gittikçe önemini yitiren nesneler ve uzuvların bizi terk etmesiyle sadece zihin ya da söz olarak -dil de diyebiliriz buna- var olması mümkündür’’ önermesinin ispatına dönüşüyor gittikçe roman. Ayrıca her bir kitap diğerinden daha fazla, bedenin biraz daha ölüme zihnin ise özgürlüğe yaklaşmasını irdeliyor. Üçlemenin ilk kitabı bedeninin bir bölümünü kullanamayan kimliksiz, nerde yaşadığını bile bilmeyen sadece yazması istendiği için yazan toplum tarafından pis, aşağılık, yaşaması bile gereksiz biri olarak tanımlanabilecek bir karakter olan Molloy’ la başlıyor. Molloy yazıyor çünkü ona
AdlandırılamayanSamuel Beckett · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018260 okunma

Yazar Hakkında

Samuel BeckettYazar · 38 kitap
Samuel Barclay Beckett, (13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin - 22 Aralık 1989, Paris), İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair. 20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce'un takipçisi olduğu için "son modernistlerden", daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de "ilk postmodernistlerden" biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin'in "Absürd Tiyatro" olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. En bilinen eseri Godot'yu Beklerken'dir. Beckett'in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hatta hiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. "Roman ve drama türlerinde yeni formlarda oluşturduğu eserlerini, modern insanın yoksunluğu üzerine kurguladığı" için, 1969'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Beckett, ayrıca 1984'te Aosdána'da Saoi seçilmiştir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Samuel_Bec...