Yalnızlığı en çok biriyle konuşma ihtiyacı duyduğunda aynalara derdini anlatanlar bilir. Bir de başka türlü bir yalnızlık vardır. Senin gibi olmayanların arasında kalırsın, seni anlamayanların arasında. O an seni anlayacak ve anlatacak tek şey kitaplardır
Dilenciye değil de deliye, cebimde varsa veriyordum o yıllarda. Nedenini bilmiyorum. Derinlerde bir yerde, bir delirme korkusu belki, ta o zamanlardan vardı.
Dahice kurgulanmış, psikolojik çözümlemeleri başarılı bir kitap ve kısa olması tadı damakta bırakır nitelikte. Nazilerin Avusturya’yı işgali sırasında tutuklanıp bir odada aylarca tutulan Dr. B’nin deliliğin ince sınırından dönüp şansın da yanında olmasıyla dahiliğe adım adım yürümesini ve bu ince çizgideki dengeyi koruyabilmek ile koruyamamak adına kendi içinde verdiği savaşı anlatıyor. Şansın yüzüne gülmesiyle kasabasında satranç ile ünlenen ve bir süre sonra kimsenin yenemediği bir usta haline gelen Mirko Czentovic ile Dr. B’nin New York’tan Buenos Aires’e giden aynı gemide olmasıyla başlayan macera, ikisini aynı masaya çeken bir dizi insan ve olayla devam ediyor. Dr. B’nin yaşadıklarının tasviri çok güzel yapılmış ve bu tasvirler II. Dünya savaşında yaşanılanları sadece fiziksel değil psikolojik olarak da gözler önüne seriyor. II.Dünya savaşının hem ülkesine hem de kendi üzerindeki etkilerine dayanamayan Zweig’ın bu kitaptan sonra intihar etmesi kafamda aslında Dr. B karakterin sadece hayali bir karakter olmadığını ve kendi içindeki psikolojik buhranları karakter aracılığıyla kitaba yansıttığı düşüncelerini oluşturuyor. Kafamda oluşan bu soru işaretleri kapağı kapattığımda Stefan Zweig ile birlikte ebediyete gidiyor malesef. Okurken satranç felsefesi içinde kaybolacaksınız.
İyi okumalar diliyorum!
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz.