Ondan sonra babasını kaybedince geçim endişesi, hayat mücadelesi başlamış, kendi deyişiyle bir “Piyale-i telhi-i hayatın zehrabesine” dudakları temas etmişti.
“Hayatın acı kadehinin zehirli suyuna”
Aşk,mutluluk verici bir arzuyla doluyken olduğu gibi ıstıraplı bir kaygı içindeyken de bütünün peşindedir.
Ancak fethedilecek bir şeyler kaldıysa doğar ve varlığını sürdürür.
Tamamıyla sahip olamadığımızı severiz ancak.
İşte bilhassa bu tip insanlar,bize perişanlığımız pahasına aşka ilham eder.
Zira onlardan ötürü kapıldığımız her yeni kaygı,gözümüzde onların kişiliğinden bir şeyleri götürür
Önceki gecenin hatıraları, ertesi sabahın umutları gibi binlerce kök, sayısız ilmektir bizi bir insana bağlayan. İçinden bir türlü sıyrılamadığımız alışkanlıkların kesintisiz örgüsüdür.