Yalnızca mal mülk için çalışırken, kendi hapishanelerimizi kendimiz kuruyoruz. Yaşamaya değer hiçbir şey sağlamayan paramızla kendimizi yalnızlığa mahkûm ediyoruz.
Hiçbir şey ortak hatıraların, birlikte yaşanan güçlüklerin, kavgaların, barışların, cömert duyguların hazinesinin yerini tutamaz. Böyle dostluklar tekrar kurulmaz. Bir meşe fidanı dikip hemen sonra gölgesinde dinlenmeyi beklemek boşunadır.
Hâlâ zaman varken kimse seni omuzlarından tutup silkmemiş. Şimdi, kendini biçimlendirdiğin o kil kurumuş ve katılaşmış, en başından beri içinde olan ve uykuya dalmış haldeki müzisyeni, şairi, astronomu kimse uyandırmayacak.
Mırıldanarak ve fısıldayarak kendi aralarında konuştuklarını duyuyordum. Hastalıktan, paradan, evle ilgili endişelerden bahsediyorlardı. Bu fısıltılar bu adamların kendilerini içine kapattıkları karanlık hapishane duvarlarını gösteriyordu. Ve birden kaderin yüzünü gördüm karşımda.