Erkekler Marstan Kadınlar Venüsten
Erkeklerin güvenilmeye ihtiyaç duyduklarını bilmeyen kadının "ihtiyaç duymakla "muhtaç olmak" arasındaki farkı anlaması kolay değildir. "İhtiyaç duymak" bir erkekten açıkça ve güvenle yardım istemektir. Bu, erkeğe güç verir. "Muhtaç olmak" ise alacağınızdan emin olmadan, umutsuzca destek aramaktır. Bu, erkekleri iter ve kendilerini reddedilmiş, takdir edilmemiş hissetmelerine yol açar.
Kadınlar için, başkalarına muhtaç olmak zaten yeterince kaygı verir; küçük de olsa düş kırıklığı ve terkedilmekse özellikle acı vericidir. Başkalarına muhtaç olmak, sonra da onlar tarafından umursanmamak, unutulmak, yok sayılmak hiç kolay değildir. Başkalarına muhtaç olmak kadını incinebilir bir durumda bırakır. İlgi görmemek ve düş kırıklığına uğramak kendisinin değersiz olduğu yolundaki yanlış inancını desteklediğinden, daha da fazla acı verir.
Erkekler özellikle kendilerine ihtiyaç duyulmasıyla harekete geçip yakınlaşırlar, gereksinilmediklerini, güvenilmediklerini hissettiklerindeyse uzaklaşırlar. Böyle zamanlarda kadın yanlışlıkla kendi ihtiyaçlarının erkeği soğuttuğunu sanır. Oysa asıl neden onun umutsuzluğu, çaresizliği ve güvensizliğidir.
Sınırlar koyup almaya başlamak bir kadın için ürkütücüdür. Genelde gereksinmelerinin çok fazla geleceğinden ve reddedileceğinden, yargılanacağından ya da terkedileceğinden korkar.
Sınırlara uyma deneyimi erkeği daha çok vermeye özendirir. Sınırlara saygı duyması onu otomatik olarak kendi davranış kalıplarını tartışmaya ve değişiklikler yapmaya yönlendirir. Kadın alabilmek için sınırlar koyması gerektiğini anlarken, otomatik olarak eşini bağışlamaya ve destek isteyip almanın yeni yollarını aramaya başlar. Sınırlar koymayı başaran kadın giderek rahatlamayı ve daha fazla almayı öğrenir.
Jim'in önündeki en zor iş ise, Susan'daki değişimlere saygı duyup onun ilk başlarda evlendiği yumuşak başlı eş olmasını beklememekti. Susan için de sınır koymanın en az kendisinin uymayı öğrenmesi kadar zor olduğunu kabul etmesi gerekiyordu.