O sakin terbiyeli çocuk gitmiş, yerine dişisini ve evini savunan bir erkek gelmişti.
Çocukluğunda anneannesinin anlattığı bir Süleyman Peygamber kıssasını hatırladı. Kuş dilini bilen Süleyman Peygamber’e bir gün bazı kuşlar gelip “Serçe senin aleyhinde atıp tuttu! Neler söyledi neler!” demiş.
Süleyman peygamber, “Bu sözleri söylerken yanında dişisi var mıydı?” diye sormuş.
“Evet, vardı!” cevabını vermişler.
Bunun üzerine, “Bırakın o zaman” demiş, “aldırmayın. Normaldir bu.”
Ondan daha güzel, sevimli ve uyumlu birçok genç kız vardı. Gülüşlerinden temizlik ve iyi niyet akan kızlardı bunlar. Roxy'yi onlarla kıyasladığı zaman aksi, sert, kavgacı bulabilirdi. Onunla huzur bulmak olanaksızdı. Hep tetikte olman gerekirdi, çünkü senin fark etmediğin ufak bir ayrıntı bile, onda bir öfke patlamasina yol açabilirdi.
Bütün bunlar doğru olabilirdi ama yine de Yusuf, Roxy' yi kendi kimliğini ve bedenini tamamlayan bir varlık olarak görüyordu. Onu kimseyle kıyaslayamazdı. Daha mı güzel, daha mı çirkin, daha mı hırçın; bu soruların hiçbir anlamı yoktu.
İnsanın kendini başkalarıyla kıyaslaması gibiydi.