Yeni Cumhuriyet, başkentini Ankara'ya almış, İstanbul'u suçlarıyla, işbirlikçileriyle, harp zenginleri ve işgal kuvvetlerine hizmet eden hainleriyle baş başa bırakmıştı.
Yıllardır kafasında binbir gizemli kılığa büründürdüğü "Şark kadını" nın yakın mesafeden doğrudan doğruya gözlerinin içine bakmasının verdiği bir sarhoşluğa yakalandı. Bu sarhoşluğun içinde Boğaziçi'nin esrarlı güzelliği, bahçeden yayılan mis gibi taflan, yasemin, ıhlamur kokuları, ilk kez bir Osmanlı evinde bulunuyor olup mangala sürülen cezvede yapılan kahveyi içmek ve genç kızdan kendisine doğru dalga dalga gelen cazibe de vardi.