Selçuk
oku ile başlayan Kuran,
dinle ile başlayan Mesnevi
az biraz fotoğraf
az biraz tarih
ömür boyu talebe
youtube.com/watch?v=4mvz4Ui...
jeofizik
finans
ilahiyyat
tasavvuf
doğuştan laz
Asaf Hâlet Çelebi’nin şiire yaklaşımındaki anahtar kelime “mücerred” olarak
özetlenebilir. Ancak Çelebi “Şiirde Şairin Tesiri” isimli yazısında gerçek şiiri,
sözcüklerin sözlük anlamından öte kelimelerin sihriyle açılan sihirli bir bah-
çe olarak görmektedir (Çelebi, 2004: 51). Şiirin ölçütünü bazı ruh anları etrafında açıklayan Asaf Hâlet Çelebi, şiiri de bu anların tespiti olarak ifade eder.
Şiirdeki anlamın sözlükteki anlamlarla sınırlı olmadığını ve sözlüklerde aranmaması gerektiğini, şiirin kelimelerin bir araya gelmesinden doğan büyük bir
kelime olduğunu belirtir.
ASAF HÂLET ÇELEBİ’NİN BÜTÜN YAZILARI’NDAN HAREKETLE ŞİİR DÜŞÜNCESİNİ OKUMAK
Burak Koç
Doğunun hazineleri”nin, dünya edebiyatına etkileri tartışılmazdır. Doğu kültürünün Hint kökenli eserleri, diğer büyük edebiyatların içinde kendilerine yer bulabilmişlerdir. Aynı şekilde bizim edebiyat ve tarih sahamızda da bu etki görülmekte, bizdeki Budizm araştırmaları ise Uygur Türk Kağanlığı döneminden günümüze devam etmektedir. Kültürümüzün Budizm’le tanışıklığı, sınırlı ve dar bir çerçeve içinde kısıtlı değildir. Uygur Türkçesi döneminde dilimize aktarılan “dukkha=emgek, pracna=bilig (bilgelik)” gibi Budist kavramlar olduğunu R. Rahmeti Arat’tan aktaran İlhan Güngören, Budizm etkilerinin görüldüğü bu dönemlerde “canlı bir düşünce yaşamı”1 geçirildiğine dikkati çeker. Batı’yla Doğu arasında bir mistik olan Asaf Hâlet de özellikle Hint kaynaklarından yola çıkarak Budizm’le ilgilenmiş, bu konuda defalarca yazılar yazmış, bağımsız bir kitap kaleme almış ve şiirlerinde Budist felsefeye incelikli bir şekilde yer vermiştir. Burada “felsefe” tanımını bilhassa kullandığımızı ifade etmek gerekir. Asaf Hâlet Budizm’i bir din olarak değil, bir felsefi yaklaşım olarak görür.
Çelebi, şiirleri ve yazılarında Budizm etkileri üzerine defalarca yazılar yazılmış, bu konularda pek çok değerli eser ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada ise, bir “tersine okuma” yaparak, ilk kaynaklara gitmek amaçlamaktadır.
Sayıları on binlerle ifade edilen Budizm kaynakları ve Budist metinler bulunmaktayken, Çelebi neden belirli metinler üzerinde yoğunlaşmıştır?
Örneğin Tibet Budizmi’nin2 büyük düşünce adamı Nagarjuna’dan hiç bahsetmezken, Hint bölgesindeki eserlerin çoğunu -belli ki- okuma listesinden “elemişken”, neden bazı kaynaklara sıklıkla başvurmaktadır?
Bir diğer arayışımız da seçilen metinlerin derinliklerinde saklanan “yakınlığı”n izinde olacaktır. Bu metinlerin ayrıcalıkları nelerdir ve bu
ASAF HÂLET ÇELEBİ’Yİ NASIL BİLİRDİNİZ:
ŞAİRİN ALIMLANIŞ TARİHİNDEN KESİTLER
Hazal Bozyer
Türk edebiyatında hem şiiri hem de kişiliğiyle özgün bir yeri olan Asaf Hâlet Çelebi, ölümünün üzerinden altmış yedi yıl geçmesine rağmen bu özgünlüğünü koruyan nadir şairler arasında yer alır. Bu süreklilik; şairin şiirinde başvurduğu çok katmanlı ve kültürler arası kaynaklara karşın, taklide dayalı bir estetik üretime yönelmemesiyle açıklanabilir. Asaf Hâlet’in poetik evreni, farklı gelenekleri eklektik bir biçimde bir araya getirmekten ziyade, bu unsurları özgün bir şiir dili içinde dönüştürerek yeniden kurduğu için biriciktir. Onun şiirlerinde yer alan izlek ve metaforlar, Türk şiirinde başka şairler tarafından sıklıkla kullanılıyor olsa da Çelebi’nin bu unsurları ele alış biçimindeki özgünlük şairin poetik özerkliğini belirler. Kimi şiirlerinde Budist bir rahibin sesini çağrıştıran söyleyişler öne çıkarken, kimi metinlerindeyse İslam tasavvufunun figürleri ya da düşünsel özleri şiirsel yapının kurucu birer unsuru olarak karşımıza çıkar. Okurda Cüneyd-i Bağdâdî ya da Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî gibi isimleri çağrıştıran bu izlenim, Asaf Hâlet’in tasavvufi ve metafizik referansları doğrudan aktarmaktan ziyade, şiirsel bir özümseme yoluyla yeniden
kurmasından kaynaklanır. Şiirlerinde “om mani padme hum”, “halakassemâvât-i vel-ard”, “adonay elehenu adonay ehad”, “ammon ra’hotep veya tafnit”, “dut bu a’ru ünnek pahper/kama pet kama tâ”, “evlôimeni i vasilîya tu patros” gibi farklı dil ve kültürlere ait formüllere yer vermesi nedeniyle anlaşılmamakla eleştirilen Asaf Hâlet, bu eleştirilere poetik nitelikli yazılarla karşılık vermiştir. Şair, söz konusu metinlerde şiirini ve sanat anlayışını savunarak temel estetik tercihlerini okuyucuyla paylaşır. Bu tutum, onun şiiri bilinçli bir
AKŞAM
gözlerin yaşardı Kunâla
duman var dedin
dışarıda ağır bulutlar var Kunâla
ama içeride olan duman değil
içeride olan benim sözlerim
içeride olan benim
içeride ışıklar yandı Kunâla
yalnız dışarıda değil
denizler ve bağçeler senin
bu ışıklar benim
bu benim akşamım Kunâla
bu ocak bu ateş
ve göz yaşların benim