Anadan doğma körlerin gözünü açmaya çalışıyorlar. Ama meseleye yakından bakılırsa, aklı başında bir körü sorguya çekmekle felsefe bakımından büyük faydalar elde edilebilir. bu suretle onun içinde neler olup bittiği öğrenilir.
Nasıl yalnız bir an yaşayan varlık sizi ebedi sayarsa siz de kainatı kendinize göre ebedi sayıyorsunuz; hatta böcek sizden daha akıllıca düşünmüş oluyor. Çünkü sizin ebediliğiniz içinde ne kadar çok efemer nesli (bir gün yaşayıp ölen böcekler) gelip geçmiştir?
...ister göklere yükselelim, ister uçurumların dibine inelim asla kendimizin dışına çıkamayız; idrak ettiğimiz şey kendi zihnimizden başka bir şey değildir.
Köre meramını açık bir şekilde anlatabilen bir kör, gözü görenler üzerinde daha çok başarı gösterir. Çünkü onlar fazla olarak bir de görme aletine sahiptirler.
Muhayyilemizin çalışmaları bizim kafamızı yoruyorsa bunun sebebi, bir şeyi tasarlamak için harcadığımız mehdin, çok yakın veya çok küçük cisimleri görmek için yaptığımız cehde çok benzemesidir. Fakat anadan doğma kör için iş böyle değildir. Onun bütün fikirlerinin hamuru, söz gelişi dokunma ile elde ettiği duyumlardır. Bunun için uzun süren derin bir düşünüşten sonra bizim kafamızın yorulduğu gibi onun da parmaklarının ucu yorulursa buna hiç şaşmaz.