Tersparabolik

Tersparabolik
@lazutpus
Buda'nın Beyni (Nörobiliimsel Bir İnceleme)
8/10
·288 syf.·
2025 8. kitabı
Bu kitabı sosyal medyada Nihan Kaya'nın bir postunda görmüştüm. Epey zamandır elimdeydi. Başlangıçta böyle yönlendirmeli kişisel gelişim kitaplarına benzediği için başlayıp bırakıyordum. O zamanki enerjim ve modum da bu kitabı anlamaya çok müsait değildi diye tahmin ediyorum. Tabii yine içinde geçen bazı cümleler sizi klişe kişisel gelişim kitabı okuyormuş hissi verebilir ama okudukça çok daha fazlasına ulaşabileceksiniz. Neyi neden yapıyoruz? Duygu durum terazimiz nasıl dengede ve sağlıklı kalır? Benlik bize zarar mı veriyor fayda mı sağlıyor? Farkındalığımızı nasıl artırabiliriz ve bunu artırmak bizim ne işimize yarar? Beslenmemizle zihnimizdeki düşüncelerin ne ilgisi var? İçimizdeki sevgi kurdu ve nefret kurdu neye sebep olabilir? Gibi gibi. bu soruların çoğuna doğrudan çoğuna da dolaylı yoldan cevabınızı bulacaksınız. Yani aslında kitabı anlamlandırmanız sizin o zamanki sahip olduğunuz düşüncelerinizle de ilgili ama başlayıp devam ettikçe kendi zihniniz otomatik olarak o çerçeveye alışacak ve düşünce biçiminizde yeni pencereler açarak da bakmanızı sağlayacak tabii bu fikre açıksanız. Gözünüzde büyütmeye gerek yok, dediğim gibi gelişmeye ve farkındalığa açık oldukça kitapta ve düşüncelerinizde ilerlemiş olacaksınız.
Duygu ve Düşünce
Buda'nın BeyniRick Hanson · Omega Yayınları · 2018157 okunma
Reklam
Descartes'ın kulaklarını çınlatalım!
Puan vermedi·72 syf.·
2022 1. kitabı
"Attalus(Stoacı filozoflardan) sık sık şu kıyaslamayı yapardı: "Kimi zaman bir köpeğin, sahibinin ona attığı ekmek veya et parçalarını havada kaptığını görürsünüz. Köpek yakaladığı her şeyi anında yutar ve sürekli başka bir şey bekler, ümit eder. İşte insanlar da aynen böyledir. Kader sabırsızlanmakta olan insanların önüne ne atarsa atsın, onlar bunu tadını almadan yalayıp yutar ve daima yeni bir av yakalamak için tetikte beklerler."" (Syf: 56) Bu alıntının devamında bilge kişi için “Bilge kişi böyle değildir. Onun karnı doymuştur. … Bilge kişi yüce, içsel bir tatmine sahiptir.” denilmektedir. Oysa biz bilgelik sevgisini hiç bitmeyen merak olarak görürüz. Bizim “entelektüellik” kavramı anlayışımızın tam tersidir. İşsizliğe övgü de buradan gelmektedir. Doyduğumuzu hissetmek bizi tembelliğe alıştırır. Hatta bir diğer sayfada(57): “kendimizi meşguliyetlerimize kaptırmayalım, kapıyı onların üzerine kapatalım. Zira bir kez içeri girdiler mi, arkalarından başkalarını da getireceklerdir. Onlara son vermek mecburiyetinde kalmaktansa, hiç başlamamalarını sağlamak en iyisi.” Bu düşünceyi İspanyol filozof Ortega Y Gasset anlayışıyla değerlendirirsek böyle ilerlemek(?) kişi seçkin yapmak yerine kitle yapar. Kitle, “kendisini herkes gibi hisseden ve başkalarıyla aynı hissetmekten zevk alan her kişi kitledir” der Gasset. Çeşitli olanaklar arasından sonuçta olacağımız şeyi seçmeye yaşam dersek, neler olabileceğini görmek için meşguliyetlerden yararlanmak gerekir. Seçenekleri gördükçe eler kendimize yeni seçenekler yaratırız. Seneca İşsizliğe Övgü
Felsefe
İşsizliğe ÖvgüSeneca · Kırmızı Kedi Yayınları · 2019178 okunma
'Göçebe Güç Aramızda Dolanmaya Devam Ediyor'
8/10
·296 syf.·
2020 40. kitabı
Dada 104. Yaşında olarak güncelleme yaparak başlayalım. Kitabın içinde Dada’nın ne olup olmadığına dair birçok fikir yer almasına rağmen sadece bu kitabı okuyarak Dada’yı tam anlamıyla anlamlandırmamız mümkün değildir. Neye sanat deyip neye sanat demediğimiz konusu için, sanatın gizemi kendisinde saklıdır. “Gerçeklik şeylerin miadını doldurduğunda başlar”(Syf. 46), Dada’nın I. Dünya Savaşı sürerken ortaya çıktığını göz önünde bulundurarak dönemin toplumlarının psikolojik durumunu göz ardı etmemeliyiz. “Hans Arp, Dadaland’de “1914 Dünya Savaşı’nın katliamlarına isyan eden bizler Zürih’te kendimizi sanatlara verdik” diye yazacaktır.” Kitap daha giriş sayfasında Dada’nın nihilist bir hareket olduğundan bahseder. Dada hareketinde yer alan sanatçı ve yazarlara baktığımızda da Nietzcshe’nin fikirlerinden çokça etkilendiğini görürüz. Bu yüzden Dada’yı anlamak için nihilizm, dekadans, sürrealizm, hazır nesne ve I. Dünya Savaşı hakkında bilgi edinmek gerekir. Dada’yı bir kelime ile anlatmak istersek “isyan” kelimesini kullanabiliriz. Ama bu Dada çıkış fikri göz önünde bulundurularak vandallık ile karıştırılmamalıdır. Belki de böyle olduğu için tarihsel olarak bitti deniyor(hala devam etmesine rağmen). Ama vandal olarak davranılırsa bu sanatı bitirmeye çalışmak için boşuna bir çaba olur çünkü insan zerresi dünyada oldukça her çağa göre sanatın değişen kavramı üzerinden konuşursak sanat yeni anlamlarına bürünmeye devam edecektir. (Bu kısmı daha iyi anlamak için Kokoschka’nın bildirisini okuyabilirsiniz.) “Neden insanlar hayvan fetüslerine dönüştü?” “Sanat kendi anlamını yanlış anlayabilir ve sadece onu oluşturmak yerine hayatı yansıtabilir.” cümlesiyle sanki sanatın fiil ehliyeti sorgulanıyor gibi. Sanatın hiçbir şeyden haberi yok(!), çocuğun bir büyüğü tarafından
Kültür-Sanat
Dada Bir ArmadillodurKolektif · Kült Neşriyat · 20163 okunma
Rene Magritte ve Kavramsal Sanat İlişkisi
9/10
·59 syf.·
2020 15. kitabı
Bu bir pipo değildir aslında temelde dil felsefesi sorunudur. Bu kitabı okuyan birçok kişi temelde ne okudum ben ya diye düşünebilirler. Genelleme yapmamakla birlikte sanat ve felsefe ile ilgilenen arkadaşların kitabı okuduklarında daha iyi sindirebileceğini söyleyebilirim. Rene Magritte'in şunu söylediğini biliyoruz; kendine sanatçı denmesinden hoşlanmıyor ve resim aracılığıyla iletişimde bulunan bir düşünür olarak görülmesini tercih ediyordu. Kavramsal sanatla ilgilenen biri olarak Rene Magritte'in felsefe metinlerini irdeleyip resim aracılığıyla çalışmalarında kavramın tanımını çözmüş olması bana şunu düşündürttü neden kavramsal sanattan bahsederken genel olarak onun adını da direkt dahil etmiyoruz. Kavramsal sanatın gelişimine baktığımızda aslında sırasıyla önce Dada akımının daha sonra sürrealizm akımının etkili olduğunu görürüz. Yani dolaylı olarak bu demek oluyor ki Duchamp daha Fountain'i(çeşme/pisuvar olarak bilinen eseri'ni) sergilemeden öncesinde aslında zaten kavramsal sanat vardı. Magritte'nin hazır nesneleri kullanmak istemesi, resim üstüne kelime çalışmaları, görülebilecek kadarını verip devamını izleyiciye bırakması tüm bunlar tek bir noktaya işaret ediyor o da kavramsal s. Magritte baktığımızda izleyicilerin sanatın bir nesneyi temsil etme yeteneğini sorgulamalarını istemiştir. Bu kitabı incelerken çok fazla anahtar kelime üzerine kaynak taraması yapılmasını öneririm: ilk olarak başta bahsettiğim gibi sanat akımlarından dada ve sürrealizm daha sonra kavramsal sanat, serbest çağrışım, psikanaliz, otomatizm, oneirizm, Andre Breton gibi. Bunlarla daha desteklenebilir olacaktır. Bu bir pipo değildir sözünün ne olduğu ve ne olmadığı gibi uzun uzun bahsetmeyeceğim fakat okuduğum bir tezde yer alan bu sözün Korzybski'nin bir sözüyle karşılaştırıldığını
Kültür-Sanat
Bu Bir Pipo DeğildirMichel Foucault · Yapı Kredi Yayınları · 20251,625 okunma