Dada 104. Yaşında olarak güncelleme yaparak başlayalım.
Kitabın içinde Dada’nın ne olup olmadığına dair birçok fikir yer almasına rağmen sadece bu kitabı okuyarak Dada’yı tam anlamıyla anlamlandırmamız mümkün değildir. Neye sanat deyip neye sanat demediğimiz konusu için, sanatın gizemi kendisinde saklıdır. “Gerçeklik şeylerin miadını doldurduğunda başlar”(Syf. 46), Dada’nın I. Dünya Savaşı sürerken ortaya çıktığını göz önünde bulundurarak dönemin toplumlarının psikolojik durumunu göz ardı etmemeliyiz. “Hans Arp, Dadaland’de “1914 Dünya Savaşı’nın katliamlarına isyan eden bizler Zürih’te kendimizi sanatlara verdik” diye yazacaktır.” Kitap daha giriş sayfasında Dada’nın nihilist bir hareket olduğundan bahseder. Dada hareketinde yer alan sanatçı ve yazarlara baktığımızda da Nietzcshe’nin fikirlerinden çokça etkilendiğini görürüz. Bu yüzden Dada’yı anlamak için nihilizm, dekadans, sürrealizm, hazır nesne ve I. Dünya Savaşı hakkında bilgi edinmek gerekir.
Dada’yı bir kelime ile anlatmak istersek “isyan” kelimesini kullanabiliriz. Ama bu Dada çıkış fikri göz önünde bulundurularak vandallık ile karıştırılmamalıdır. Belki de böyle olduğu için tarihsel olarak bitti deniyor(hala devam etmesine rağmen).
Ama vandal olarak davranılırsa bu sanatı bitirmeye çalışmak için boşuna bir çaba olur çünkü insan zerresi dünyada oldukça her çağa göre sanatın değişen kavramı üzerinden konuşursak sanat yeni anlamlarına bürünmeye devam edecektir. (Bu kısmı daha iyi anlamak için Kokoschka’nın bildirisini okuyabilirsiniz.)
“Neden insanlar hayvan fetüslerine dönüştü?”
“Sanat kendi anlamını yanlış anlayabilir ve sadece onu oluşturmak yerine hayatı yansıtabilir.” cümlesiyle sanki sanatın fiil ehliyeti sorgulanıyor gibi. Sanatın hiçbir şeyden haberi yok(!), çocuğun bir büyüğü tarafından