Dostoyevski, dilini ve anlatımını bildiğim ve sevdiğim bir yazar. O yüzden kitaplarını çekinmeden alıyorum. Daha fazla kitabını da okumak isterim. Bu kitabındaki karakter de yeraltından notlar kitabındaki gibi çok fazla depresif, arkadaşı olmayan ve kendini sevmeyen biriydi. Kitap dört gece ve o gecenin sabahından bahseden kısa bir kurgudan oluşuyor. Karakterimiz güneşin batmasına yakın dışarıda yürüyerek insanların tatlı telaşlarla işten çıkıp evlerine gitmelerini vs. gözlemliyor ve bu durum kendisine mutluluk veriyor. Bir gün yine böyle dolaşırken köprünün yanında ağlayan bir kadını görüyor ve olaylar başlıyor. Kadının adı Nastenka. Nastenka'yla o gece biraz sohbet ediyorlar ve karakterimiz o kadar mutlu oluyor ki o gece yatamıyor. Aklı hep Nastenka da. Upuzun yıllar sonra biriyle sohbet etmek, yılların yalnızlığını gidermek... Karakterimiz sevgiye o kadar aç ki Nastenka'nın normal sayılan ilgisi bile kendinde ona karşı derin duygular beslemesine neden oluyor. Ama bir sorun var. Nastenka zaten birine aşık ve onun yolunu bekliyor. Dört gecenin sonunda beklenen şahıs geliyor. Nastenka ve karakterimizin buluşmaları da o gece son buluyor. Ama bu dört gece de bile karakterimiz Nastenka'ya o kadar tutkuyla bağlanmış ki Nastenka'nın gidişiyle korkunç üzüntü ve yalnızlık hissediyor. Eski yalnızlığına belki de daha derin acılar ekleyerek devam etmek zorunda kalıyor.