Bazen bir dua gibi düşüyorsun içime,
Ne istemeyi, ne vazgeçmeyi biliyorum.
Sadece kalıyorsun
Zamanın unuttuğu bir anda,
Kalbimin tam ortasında.
Ve ben seni hâlâ böyle taşıyorum:
Ne elimde, ne dilimde,
Sadece yüreğimin sessiz tarafında.
Kimse görmüyor,
Ama her şey seni hatırlatıyor.
Sen gittin,
Kapanmadı hiçbir kapı
Sadece karanlık çöktü içime.
Sessizlik,
adımlarının gölgesine bürünüp
sana doğru yürüdü.
Ben kaldım…
Bir yankı kadar var,
bir dua kadar eksik.
Hayatı boyunca doğduğu mahalleden dışarı çıkmamış insanlar az da olsa vardır hâlâ memleketin bazı köylerinde, kasabalarında. Ne iyi eğitim almışlardır, ne yabancı dil bilirler, ne kitap seçip okumayı bilirler, ne de sanata hizmet etmeyi bilirler ama memleketin en güzel ekmeklerini/ yemeklerini pişirmeyi öğrenmişlerdir çocukluktan beri ve evde pişen her yemekten komşulara da ulaştırırlar, biri açken diğerinin tok yattığını görmezsiniz, birinin çocuğu ağlarken ötekinin oyuncaklarını kırıp döküp çöpe attığını göremezsiniz, paylaşırlar, birbirlerini destekler ve hiç karşılık beklemeden yaparlar bunu. "Ben sana yapmıştım sen bana yapacak mısın?" diye bir an bile düşünmezler. Bu da hayata değer katmaktır işte.