Toplu taşıtlardaki insanları gözleyin. İki durak arasında bile telefonunu elinden bırakamayan, yolda yürürken bile gözü telefon ekranında olan, dizi izlerken de ekran kontrolü yapan, yemek yerken de, tuvaletteyken de, uyumak üzereyken de gözü ekrana kayan insanlar başka gezegenlerde yaşamıyorlar.
Kendinizin de ekran kontrol sürenizin ne olduğunu kontrol edin lütfen. Birkaç saniye için bile olsa ekrana bakmadan, düşen bildirimleri gözucuyla bile olsa kontrol etmeden geçirebildiğiniz süre ne?
Toplu taşıtlarda telefonunuzla hiç ilgilenmeden seyahat edebiliyor musunuz, edemiyor musunuz?
Toplantılarda, arkadaş buluşmalarında, sinemada, evde dizi izlediğiniz sırada, yemek yediğinizde ekran kontrolü yapmadan ne kadar zaman geçirebiliyorsunuz? Telefonunuzla aranıza giren en uzun süre kaç saniye, kaç dakika ya da kaç saat?
Siz de hayat elden gidiyor, yakalamak lazım, zamana uymak lazım, gündem neyse bilmek ve ona göre şekil almak lazım, olan bitenden haberdar olmak lazım, yoksa hayatın içinde kendimize bir yer edinemeyiz diyenlerden misiniz?
Lütfen dürüst olun..."
Haz, heyecan ve tutku yaşandıkça tükenir, yok olur; dolayısıyla hazza odaklı insan, her defasında doyuma ulaşmak için dozu arttırmak zorunda kalır. Tıpkı bağımlılıklarda da olduğu gibi. Doyuma ancak hazzın dozunu artırarak ulaşılmaya çalışılır. Haz odaklı insanın içi boşalır, hazzı tükettikçe ve daha fazlasına yönelerek tatmin aramaya devam ettikçe, kendi de azalır, kendi de tükenir. Ne var ki sevgi öyle değildir. Hatta tam tersidir. Sevgi paylaştıkça çoğalır, büyür ve gelişir.