Adinaton

Limbik beynin gücü insanı hayrete düşürüyor. Limbik beyin, sadece içgüdülerimizle aldığımız kararları kontrol etmez; aynı zamanda mantıksız ve saçma gibi görünen kararlar vermemize de sebep olur. Örneğin başka yerleri keşfetmek duygusuyla içinde güvende olduğumuz evimizi bırakıp, seya-hatlere çıkarız. Okyanusun diğer tarafında ne olduğunu merak ettiğimizden, tüm okyanusu geçeriz. Bankada beş kuruşumuz olmamasına rağmen, sabit işimizi bırakıp kendi işimizi kura-rız. Birçoğumuz bu kararlara bakıp: "Çok aptalca ve delice. Her şeyini kaybedebilirsin. Ölebilirsin. Aklından ne geçiyor?" diyenlere de aldırmayız. Bizi bunlara yapmaya iten, aklımız ya da mantığımız değildir; hayallerimiz ve ümitlerimizdir. Onlar sayesinde yeni şeyleri denemeye çalışırız. Eğer sadece mantığımızla hareket ediyor olsaydık, ne küçük işletmeler ve ne de yeni keşifler olurdu. Çok az yeni icatla karşılaşırdık ve bizlere ilham veren büyük liderler olmazdı. Daha iyisinin ve büyüğünün olabileceğine dair inancımız bizi yeni icatlar yapmaya iten şeydir. Ancak bu, aynı zamanda nefret ya da korku gibi duygularımızı da kontrol eden yanımızın bir ürünüdür.
Sayfa 92
Reklam
Limbik beynimiz güçlü. O kadar ki, bazen akılcı ve analitik olarak baktığımızda yapamayacağımız şeyleri yapmamıza sebep oluyor. Bazen, ortada duran bazı gerçekler olsa da, bu gerçeklerin tersini söyleyen içgüdülerimizi dinleriz. Sinir sistemini inceleyen ünlü bir bilim insanı olan Richard Restak, "The Naked Brain (Çıplak Beyin)" adlı kitabında bundan bah-sediyor. İnsanları yalnızca beynin rasyonel bölümüyle karar vermeye zorladığınızda, bir karar alırken "gereğinden fazla düşünmeye" başlıyorlar. Böyle bir durumda, karar vermek çok zaman alıyor ve sonuçlar da yanlış oluyorlar. Limbik beyinle verilmiş kararlar ise, daha hızlı ve daha doğru olabiliyorlar. Bu yüzden öğretmenler, çoktan seçmeli sorularda öğrencile-rine akıllanna gelen ilk cevabı işaretlemelerini söylüyorlar. Çünkü cevabı bulmak için ne kadar çok zaman harcanırsa, yanlış cevaplama olasılığı da o kadar artıyor. Limbik beynimiz çoğunlukla yapılması gerekenleri bilir. Bazı kanıtların ya da deneysel verilerin yanlış olduğunu "hisseder", ama bunları kelimelere dökememesinin sebebi, biyolojik yapımızın yeter-sizliğinden kaynaklanır
Sayfa 85
Psikoloji
Algılanan gerçekler, davranışları etkiler. Dünyanın düz bir tepsi gibi algılandığı dönemlerde çok az yeni keşifler yapı-lıyordu. İnsanlar, çok uzağa giderlerse, Dünya'nın ucundan aşağı düşeceklerini düşünüyorlardı ve bundan korkuyorlardı. Dünya'nın yuvarlak olduğu gibi ufak bir detayın keşfinden sonra, davranış biçimleri değişmeye başladı. Bu keşifle birlik-te, toplumlar yeryüzünü bir uçtan diğer uca dolaşmaya başla-dılar. Yeni ticaret yolları keşfedildi. Yeni fikirler, daha önceden yeniliğe ve ilerlemeye karşı olan toplumlarda bile görülmeye başladı. Yanlış bir varsayımın düzeltilmesi, insan ırkının ileri-ye gitmesini sağladı.
Sayfa 22
Düşünce
Gerçek liderler, hükümlere ya da emirlere göre hareket eden değil, aldıkları ilhama göre hareket insanlar yaratırlar. İlham almış insanlar, teşviklerle cezbedilmeye daha dayanıklıdırlar. Bu insanlar, zorluklara ve hatta kişisel acılara daha fazla katlanabilirler. İlham verenler, yapmak zorunda oldukları için değil de, yapmak istedikleri ve içlerinden öyle geldiği için toplumun yararına çalışan insanlar yaratırlar.
Sayfa 16
İnsan