A

Her biri dayanmak, toprağa sıkıca tutunmak zorundaydı, bu yüzden de her birinin kendine has duruşu, özel yaraları vardı.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Her ağacın tek başına yaşadığını, kendine özel biçimi, kendine özel gölgesi olduğunu görüyordum.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Edebiyat
Elveda sevgili şeftali ağacım! Hiç değilse seninki düzgün, doğal ve onurlu bir ölüm, ki bu yüzden şanslı addediyorum seni, artık dermanın kalmayana kadar, büyük düşmanın kollarını burkup koparana kadar direndin ve dayandın. Sonunda pes etmek zorunda kaldın, düştün ve kökünden koparıldın. Ama savaş uçaklarından atılan bombalarla parçalanmadın, şeytani asitlerle yakılmadın, milyonlarca insan gibi sürülmedin yurdundan, kanlı köklerinle üstünkörü dikildiğin yerden bir kez daha koparılıp yurtsuz bırakılmadın, çöküşü ve yıkımı, savaşı ve etrafındaki rezaleti yaşamak ve sefilce ölüp gitmek zorunda kalmadın. Senin gibilere yakışan, sana layık bir yazgın oldu. O yüzden şanslı addediyorum seni; bizden daha iyi, daha güzel yaşlandın ve ömrümüzün sonunda yozlaşmış bir dünyanın zehri ve sefaletiyle boğuşan, etrafımızı kemiren ahlaksızlığa rağmen bir nebze temiz hava solumak için mücadele eden bizlerden daha onurlu öldün.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Edebiyat
Keyifsizce baktım arkasından. Ah, ağaçlara da güven olmuyordu işte, onları da kaybedebiliyordunuz, ellerinizin altında ölüveriyorlardı, gün geliyor, sizi yarı yolda bırakıp o devasa karanlığın içinde kaybolup gidiyorlardı.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Edebiyat
Özel bir tarafı yoktu, çok da dikkat çekmiyordu ama vazgeçilmezdi.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam