Erkek, dişinin bireyselliğinin pekala farkındadır ama bunu algılayamaz ve bununla kendisini ilintilendirmekten ve duygusal olarak bunu kavramaktan acizdir: bu onu korkutur, sıkar ve kıskançlıkla doldurur. O yüzden bunu reddeder, herkesi işlevi ve kullanımıyla tanımlamaya devam eder, tabii bu arada kendisine en önemli işlevleri -doktor, başkan, bilimininsanı seçmeyi de ihmal etmez, böylece kendisine bir bireysellik değilse bile bir kimlik sağlamış olur, böylece kendini ve kadınları (en çok kadınları ikna etmekte başarılı olur) dişilerin işlevinin çocuk doğurup yetiştirmek, eril egoyu pohpohlamak, rahatlatmak ve gevşetmek olduğuna inandırmaya çalışır; yani öyle ki dişi, başka herhangi bir dişiyle yer değiştirilebilir. Ama gerçeklikte, dişinin işlevi, ilişki kurmak, sevmek, haz almak ve kendisi olmaktır ve başka kimsenin bunun yerini tutması mümkün değildir; eril işlev ise sperm üretmektir. Artık sperm bankaları var.
Aşk muadili. Aşk ve şefkat vermekten aciz olan eril para verir. Bu onun kendisini anaç hissetmesine yolaçar. Anne süt verir; erkek de ekmek. O Ekmeği kazanandır.
cinsler arasında tam bir iktisadi eşitlik olduğu var sayılsa bile, birçok dişi, erillerle yaşamayı ya da caddelerde kıçlarını satmayı ve bu şekilde, zamanlarının çoğunu kendilerine ayırmayı tercih eder. Böylece günlerinin birçok saatini başka biri için sıkıcı, aptallaştırıcı, yaratıcı olmayan bir işle geçirip, hayvanlardan daha düşük, makinalar gibi işlev görürler ve en iyi halde -eğer “iyi” bir iş bulabilirler se- bokyığınının yönetimine katkıda bulunurlar. O yüzden çözüm kadınları özgürleştirecek olan para-iş sisteminin tamamen ortadan kaldırılmasıdır; erkeklerle iktisadi eşitlik sağlanması değil.
ilişki özürlü erile işe yaradığı vehmini sağlamak ve ona çukurlar açıp doldurmak suretiyle varlığını doğrulama imkanını vermek. Boş zaman erili ürkütür çünkü böylece kendi grotesk benliğiyle yüzyüze gelmek zorunda kalacakbr. ilişki kurmaktan ve sevrnekten aciz olan eril çalışmak zorundadır.