Bu kitap’ı diğer kitap’a göre daha çok sevdim. Daha bir akıcıydı beni merak ettirip daha çabuk okumamı sağladı. Bir solukta bitti gibi. Olaylar hızlı gelişti. Bu kitapta Julia daha çok gördüğüm için mutluyum karakteri daha çok tanıttı. Julia’nın U Ba ile annesi ve kardeşinden daha yakın görüp onunla geçirdiği zaman çok güzeldi. U Ba kısa zamanda tanıdığı kardeşi için yaptığı uğraşını sevdim. Bu kitap’ın içine daha çok girdiğimi hissettim. Tek beğenmediğim sonu ani ve eksik bitti. Bu sona göre 3. Kitapta olmalı bence. Ama genel olarak sevdim. Farklı yaşamdaki insanların bir arada anılarını okumak güzeldi.
“Bir şeyi aştığımız zaman hayatımıza devam eder, o şeyi geride bırakırız. Ölüleri de geride mi bırakırız peki? Bence onları yanımıza alırız. Bize eşlik ederler. Başka bir halde de olsa, yanımızda kalırlar.”
“İnsanı güzel yada çirkin yapan burnunun büyüklüğü, teninin rengi, dudaklarının ya da gözlerinin şekli değildir. Peki nedir?”
“Sevgidir. Bizi sevgi güzelleştirir. Hem sevip hem sevilen, koşulsuz sevilen ve aynı zamanda çirkin olan tek bir kişi bile tanıyor musun? Bu sorunun cevabını düşünmeye gerek yok. Öyle bir insan yoktur.”