Veysel Şahan

Puan vermedi·195 syf.··
2021 45. kitabı
Berkeley; var olan her şeyin insan bilincine ait olup, dünyanın oluşumunun maddeden soyutlanmasından bahseder. Simülasyon misali, olan her şey kafamızın içinde komutlandırılarak gelişen nesnelerdir. Böylelikle doğan düşünce yapısı görmediğimiz şeyleri dahi zihnimizde hapsetmiştir. Ki zaten bellekte olan her şeyi aynı anda anımsayabiliyoruz. Peki bu durumun oluşması, neden gözlerimiz kapalıyken kaybolmayan nesnelere yol açıyor? Çünkü ilahi gücün olduğu yerde, düşünce yapımızın ne kadar güçlü olduğunun bir önemi kalmıyor. Bu nedenle kurduğumuz hayalin düşü de insanın kafasının içinde veya yaratandadır. Bunun da sebebi nesnelerin varlığından değil, idealardan (kendiliğinden var olan) söz ediyor olmamamızdır. Bu bağ ile şeyler arasındaki bağıntı tanrının istemesi üzerine oluşacağı için biz insanlar bir şeyin nedeni olamayız. Tanrı’nın ideası üzerine bizim bir şeye neden olma yeteneğimiz yoktur, çünkü bu noktada da olaya karışan kader olgusu oluşur. Kader olgusuyla kurduğumuz hayaller, gerçekleşen yaşamlar, attığımız adım ve yaşlanıyor olmamız tanrının yarattığı kanunlar çerçevesinde varlığını sürdürür. Bu çerçevede de oluşan doğa uyumumuz göz önünde bulundurulursa Berkeley’in dediği bu dünyanın bilinmesi gereken bir yer olmadığı oluyor. Bir anlam dünyası içinde yaşıyoruz, bilmemiz gerekenden ziyade anladığımız kadarıyla var oluyoruz. Çünkü bilinen her şey, anladığımız anlamına gelmiyor. Gördüğümüz kadarıyla anlamamıza yardımcı olan yasalar, önce tanrının varlığını anlamakla, öğrenmekle mümkün hale geliyor. Buna ek olarak tanrıyı bilmeyen, anlaması gereken şeylerin dışında bir mantık ile sadece bilmeye odaklı bir hayat yaşamaya başlıyor. Yani Yunus Emre’nin; yaratılanı sevmeliyiz yaratandan ötürü deyimiyle bu dünyanın varoluşu, evrenin, uzayın, her bir maddenin varlığı
İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İncelemeGeorge Berkeley · Biblos Yayınları · 201377 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Veysel Şahan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·195 syf.··
2021 45. kitabı
Puan vermedi·190 syf.··
2021 44. kitabı
Varoluştan bu yana insanı cezbeden ve her dönemde araştırma konusu olan dil; 19. ve 20. yüzyılda eskisine nazaran daha da derinlemesiyle irdelenmiş ve felsefenin yeni bir disiplini olan Dil Felsefesi ortaya çıkmıştır. Dil felsefecisi olan Wittgenstein, dilin yapısı ve düşüncenin mantığını matematiksel önermeler ve aksiyomlar ile 7 önermeyle incelemiş. Bunlardan 1. olan “dünya olduğu gibi olan her şeydir.” ve 7. “üzerine konuşulmayan konusunda susulmalı” önermeleri diğerlerinin nezdinde en çok irdelenmesi gereken başlıklarken, aynı zamanda en az önermeyle sonlanmış başlıklar. 7 önermede de anlam-doğruluk ilişkisi sorgulanmış ve dilin; fikirleri, dinleri, bilimleri ve metafiziği içinde barındırdığı, metafizik ve akıldışı unsurları dışarıda bırakacak belirsizliklerden arınmış bir dil inşa etmenin gerektiğini söylemiştir. İnsanın sınırı kendi dilinin hükmettiği yer kadarken, kendini sınırladığı kadar dünyasını da sınırlamayacak bir dil yaratma gayretiyle, dünyayı yansıtan bir resim edasıyla ideal bir dil kurmanın olanağını sunmuştur. Tüm dillerin ortak olduğu ve gerçekliğin dil yoluyla ortaya konduğu ve bu dilin mantık dili olabilme ihtimalinin imkanlarını soruşturmuştur. Kitabın üzerine düşünüldüğü kadar ve her önermeyi; alt önermeleriyle kıyaslayıp varolandan farklı olacak şekilde sorgulayarak, dil felsefesinin sınırlarının çizildiği bir kitapmış hissiyle okuyabilirsiniz. Sevgiler...
Tractatus Logico-PhilosophicusLudwig Wittgenstein · Metis Yayınları · 2011626 okunma