Bazı insanlar hayatı kusursuz bir ritme oturtur;
günler tertemiz, adımlar düzenlidir.
Ama kalplerinin en sessiz odasında
bir küf büyür, bir gölge usulca yayılır…
Bu, gürültüsüz bir çürümenin romanıdır.
Lea tek bir kadının adı değil,
korkup da yerinde kök salan herkesin aynasıdır.
Kalmak, güvenli bir liman gibi görünür;
gitmekse dalgaların yutacağı bir bedel taşır.
Ve insan o iki kıyının arasında
kendini seçmenin ağırlığını ilk kez anlar.
Aşk; bir melodinin dudaklarından dökülür,
müzik olur, tutku olur, sonra saplantının nabzına karışır.
İnce bir telde sallanır her duygu,
bir nota fazla çalınsa kalp düşer, kırılır.
Bu hikâye, cesaretini susturanların,
kendini bulmak için kendini kaybedenlerin,
bir şarkının içinde âşık olup
sessizlikte acı çekenlerin hikâyesidir.
Çünkü bazen insan,
kendi ruhunu seçtiği gün
en ağır sınavını da seçmiş olur.