Istırap, yaratılıştan ayrılamaz. Yaratılış da tutku ve ıstırabı bir türüdür. Benim varlığımın da Tanrı'nın parçalanışıdır ;bu parçalanıp, dağılmanın adı da aşktır. Bunca vasatlığıma rağmen, beni aşkın sınırsız genişliğinde tutan, varlığımı sürdürmemi sağlayandır.
Din, bize Tanrı'nın fani varlıkları değişik derecelerde, bir vasat üzerine yarattığını öğretir. Biz insanlar, bu derecelerin en yukarısında olduğumuza, bizden üstün ve ilahi aşkı duyabilmek kabiliyetine haiz başka varlıklar olamayacağına inanırız. Lakin bizler de vasat varlıklarız ve Tanrının uzağındayız.
İhtiyacımız olanla, mülkiyetin edinmek istediğimiz şeyleri karıştırmamalı.Sayısız nesne vardır ki onlarsız yaşayamayacağımıza inanırız. Fakat bu zan da ekseriyetle hatalıdır. Yine de doğru olduğunu kabul edersek, yani bir nesnenin yokluğu bizi öldürüyor yahut yaşama takatimizi harap ediyorsa, tam da bu sebeple o nesne mülk değildir
Uzun süreden beri kimse yalnız, sade ve süssüz bir hayatla tatmin olmuyor, her an bir başka şeye arzu duyuyor. "Şeyler" için yaşamak istiyoruz.