Dur. Zihnimi bir bulantı gibi sarmalayan, ruhumu en derin yerlerinden çizen silsile, dur. Ellerimle evire çevire, bir cambaz itinasıyla nizama dizdim; her karışını milim milim hesap ettim lakin tüm tuzakları herc ü merc eden o ulu angaryayı hatırdan kapı dışarı ettim. Şimdi anladım tam tekmil çeperlerinden kopup gelen o fırtınanın benim iliklerime kastının olduğunu. Ruhumda metaforlarla yazdığım hikaye hakikate küstü zaten ben de medeti ondan ummadım. Yine de izah edemedim aynada kaplanan surete acımı çünkü ödünç verilen o yüzle kalbim mutabık kalmadı. Dünyanın çivisini ben çıkarmadım ama çorbada tuzumun olduğunu da inkar edemem. Bu yola hangi kervanla geldim, meşale kimde sündü görmedim. Şimdi tüm yolların balçıkla kesiştiği yerde kalbim süveydasıyla bir, ruhum kutsallıklarıyla huzursuz, aklım tuzaklarla antrenmanda. Ben hangisiyim? Kayıp oldum yok yok kayıp öldüm.