Yazara bir sorum var. Ey yazar, bir seri yazarsın ve nasıl sadece ikinci kitabı iyi olur? Hani iyi değil, çok çok iyi olur. En Çılgın Takıntı harika ötesi bir kitaptı gel gelelim diğer iki kitaba… İlk kitabı zaten sıkılmaktan okuyamadım, bu kitabı ise kendimi zorlayarak ancak bitirdim ki yorum yazabileyim.
Bol eleştirili olacağım çünkü yazım dilinin güçlü olduğunu bildiğim bir yazarın bu kurguyu yazmış olmasına gönlüm el vermiyor. Kitabın ilk 100 sayfası güzeldi, biraz karanlık bir havası vardı ve merak uyandırıyordu ancak devamı tek bir evin içinde geçti ve o kadar sıkıldım ki… Yorumun devamı hep spoiler olacak dikkat edin.
400 sayfa resmen evin içinde geçti ya! Hep de aynı olaylar, aynı sıkıcı konuşmalar, aynı yakınlaşmalar… Falan filan. İlla kızı esir aldın anladık da azıcık Rusya’nın o soğuk ve karanlık havasını da okusaydık. Ne güzel yazmıştın 100 sayfa neden devam etmedin? Beni inanılmaz bunalttı tek bir evin içinde geçmesi kitabın. Hani Mila kadar hissettim o bunalmışlığı. Konu olarak hiçbir şey yok arkadaşlar. Kızın babası mafya, Ronan ile de düşmanlar. Mila ise Amerika’da büyümüş ve babası da onu bu mafyatik dünyadan olabildiğince uzak tutmaya çalışmış, kızımız Rus ama Rusya’ya hiç gitmemiş mesela. Annesi de çok önceden ölmüş. Neyse bizim zeki kızımızın babası uzun bir süre Rusya’ya yaptığı ziyaretten dönmeyeceğinde kızımız da babasının başına bir şey geldiğini düşünüp onu kurtarmak için çok akıllı(!) bir plan yapıp dilini bile bilmediği Rusya’ya gidiyor.
Sonrasında birkaç küçük olayın ardından kızımız sokakta bir adam tarafından tac*iz’e uğrayacakken Ronan bunu kurtarıyor ve böylece hikaye başlıyor. Aslında öğreniyoruz ki her şey planlı yapılmış ve Ronan Mila’yı kaçırıyor. Babasına karşı bir silah olarak kullanmak için. Çok klasik, hepimizin aşina olduğu